EDEBİYATESİNTİMANŞET

BİR MELTEM ESİNTİSİNDE KAVRULUŞ VE YOK OLUŞ

Rotası meçhul bir taşıtın en ücra köşesine attın kendini. Cam kenarından izliyorsun hayatı…

Benliğin boğucu bir gafletin kucağında çırpındıkça çırpınıyor. Hangi pişmanlığın koynuna atsa seni, küçük bir müzikal eşliğinde kaçıyorsun o muhitten, kalbinden, senden, herkesten…

Yaralarını sarmaya bile dermanın yok. Nefsinin yükü sana dağlar kadar büyük geliyor ve kuyular kadar derin.

Kayboluyorsun zihninin dehlizlerinde, insanlığını yitiriyorsun o kafanda canlandırdığın her sahnede. Bir kaldırıyorsun başını. Teselli buluyorsun…’Deryada bir katrenin acısı bu’ diyorsun. Ummanları aşmayacağını herkesten iyi biliyorsun ama işte seni aşıyor o acılar küçük dünyanda.

Bir damlanın feryadına kabarttığın kulağın sancısını hissediyorsun yastığa başını her koyduğunda. Fırtınaların dış dünyaya kapalı, sana temas eden her şeyi meltem rüzgarları ile aldatıyorsun… Belki de aldanıyorsun!

Yıkımına şahit etmiyorsun kimseyi. Acılarla, hayallerle, yitenlerle bu bilmem kaçıncı ringe çıkışın…

Savruldukça savruluyor ruhun ve o ruhun iz düşümü güldürüyor seni. Bir tek onunla tutunuyorsun adına bin bir türlü masallar, romanlar, şiirler yazılan hayata…

Yalnızlığın gündüz kavruluyor, geceye düşünce soğuyor…Perdelerin ardına kadar açık ama ışıkların solgun. Çaresiz sinelerin çatırdamasını duyuyorsun, isyanın pençelerine direneni de yenileni de görüyorsun.

Bir kefede pişmanlığı sevdaların, diğerinde yorgunluğu hayallerin… Bir gözün şehirlerin yılgın kervanına takılıyor, diğeri de inzivanın tahtına kuruluyor. Arafın sancısını yaşıyorsun…

Özlediğin geleceğin mahkumusun…

Demir parmaklıklar acıtacak biraz tenini.

Rüyanda sakladığın ümitlerin yitecek her uyanışında…

İliklerin, yalnızlığın rıhtımında ısınacak…

Eğer kaldıysa bir zerre…Neyse!

Cümlelere tutun, hiç bırakma…Aslında acı galiptir bu yolda…

Belki de dirilişidir ruhun…Belki!

 

Önceki Sayfa

KALP ATIŞI YAKINDA!

Sonraki Sayfa

ACINI ÖĞRETME

İlkay Göçmen

İlkay Göçmen