ESİNTİMANŞET

ANNELER GÜNÜNE MUHTAÇ OLANLAR

Yüzyıllardır kutsallık atfedilen Tek varlık sanırım ‘ANNE’

Bir hadisi şerifte “Cennet annelerin ayakları altındadır.”

Demiş Peygamber efedimiz (s.a.v.):  O derece önemli yani Anne…

Evet sorsan hepimiz için annemiz çok önemli çok kıymetli ama!

 

canımız sıtkındır ondan çıkartırız acısını, yaptığı yemeğe bahaneler bulur kalbini kırarız dışarıda ne olduğunu bilmediğimiz şeyleri afiyetle yeriz, yıkanmayan kıyafeti giyeceğimiz tutar hesap sorarız, kaybettiğimiz şeylerin sorumlusu yine odur, hasta olduğumuzda edişelenir , O hasta olduğunda bizim onun için endişelenmediğimiz kadar hemde, kaç yaşında olursak olalım başımızda bekler  tavuk suyuna çorba yapar, bitki çayı kaynatır ama yinede her şeyin sorumlusu odur, çok karışır çok konuşur neyimiz eksikse onun yüzündendir, bazen doğurmuş hayata getirmiş olması bile kabahattir.

Bitmek, tükenmek bilmeyen isteklerle bunaltırız, kızıp küstüğümüz nazımızın geçtiği tek kişidir aslıda annemiz… yinede en çok ona hoyratça davranırız, biliriz bize kırılmaz bizi korumakla yetinmez yol gösterir, aynı zamanda Annenizin karşısında yanlış yapma hakkınız her zaman vardır; herkes bizden vazgeçebilir ama… annemiz asla vazgeçmez.

Ne güzel anlatmıştır Arif Nihat Asya ‘’Anne’’şiirinde;
‘’Bir dediğini İki etmiyeyim diye Öyle çırpındım ki
Ve seni öyle sevdim ki
Usanmadım, yorulmadım, çekinmedim
Gün oldu kırdın… İncinmedim;
İlk oyuncağın Ben oldum… Yavrum
Son oyuncağın Ben oldum..

maddi manevi bize veremediği herşeyin sorumlusu olarak onu görmekten,kusursuz olmasını beklemekten vazgeçelim, olmasını istediğimiz ideal anne yerine Annemizin varlığıyla mutlu olalım..

Gel gelelim  Anneler gününe…

‘’Hikaye 1832 ile 1905 yılları arasında yaşamış olan Ann Maria Jarvis, Virginia eyaletinde hem öğretmenlik yapan hem de işçilerin sağlığı ve iş güvenliği iyileşsin diye çalışmalar yapan bir sosyal aktivist ile başlıyor, Amerikan iç savaşı sırasında bütün anneleri her iki tarafın da yaralılarına bakmaları ve ihtiyaçlarını gidermeleri konusunda teşvik ve organize ediyor. Savaş bittikten sonra annelerin daha aktif ve daha sosyal olmaları konusunda bir kampanyayı yürütüyor ve günümüzün Anneler Günü anlayışının tam tersine “Anne Çalışma Günü” ilan edilsin istiyor. Çünkü dünyayı kurtaracak olan tek şeyin anneliğin şefkati olduğuna inanıyor.

Ann Maria Jarvis 1905’de ölüyor. Kızı Anne Jarvis annesinin misyonunu devam ettiriyor. Annesinin ölümünün yıldönümü olan 10 Mayıs 1907’den itibaren 7 yıl boyunca “Anneler Günü”nün resmi olarak ilan edilmesi için uğraşıyor. Siyasetçilere,din adamlarına yüzlerce mektup yazıyor. Anneler günü derneğini kuruyor. “Anneler Günü” ve “Mayısın ikinci pazarı” cümlelerini kendi üzerine tescil ettiriyor ve nihayet 1914’de amacına ulaşıyor ve Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Wilson anneler gününü resmen ilan ediyor. Sembolü de beyaz karanfil oluyor.’’

Türkiye’de ise 1955’ten beri Mayıs’ın ikinci Pazar günü kutlanan ANNELER Günü’nün hikayesi böyle anlatılsada; Anneliğin kutsal olarak atfedilmesi ve kutlamaların kökeni Sümerlere dayanıyor. Sümerler’de bahar ayları çeşitli isimlerle doğurganlık, analık, doğanın yeniden uyanışı ile birlikte kutlanmış. Anneler Günü geleneği, Antik Yunanlı’ların Yunan mitolojisindeki pek çok tanrı ve tanrıçanın annesi olan “Rhea” onuruna verdikleri yıllık ilkbahar festivali kutlamalarıyla sürmüş.

Antik Romalı’lar da ilkbahar festivallerini İsa’nın doğumundan 250 yıl öncesinden ana tanrıça “Cybele” onuruna kutluyorlardı.

17.yüzyılda ise “mothering day” adı ile şenlikler düzenlenmiş. Çalışanlara tatil verilmiş. Analık Pastaları sunulmuş. Hıristiyanlığın yayılmasıyla tüm kötülüklerden koruyan “Anneler Kilisesi”ni onurlandırmak için bu kutlamalar çerçeve değiştirmiştir.

 

 

Günümüzde ise her ne kadar medya ve reklamlarla özel günlerin tek amacının tüketmek olduğu beynimize kazınarak büyük bir tüketim toplumu oluşturulmuş olsada, kapitalizm amacına ulaşsada

anneler gününe karşı değilim hiç bir özel güne karşı değilim, anneler günü, babalar günü, sevgililer günü vs… teyzeler günüde olmalı diye düşünüyorum…hatta teyze anne yarısıdır cümlesine binaen anneler gününün bir kısmını teyzelerede atfediyorum…(sanırım burada teyze olduğum çok belli oldu J)

Sevdiklerimiz annemiz bir gün değerli değil her gün değerli bırakın Allah aşkına bunlar hep kapitalizm oyunu gibi klişe cümleler kuran insanlara sormak istiyorum…

Peki geçelim anneler gününü hangimiz 365 gün içinde hangi bir günü sadece onunla geçiriyoruz onu yemeğe götürüyoruz, ona çiçekler, hediyeler alıyoruz?

Anneler günü sadece bahane, bir sebep hiç değilse yıllarca annesini arayıp sormayan, bir defa bile ona hediye almayan bir insanın yılda bir defa onu hatırlaması ne kadar kötü olabilir..

Tabi önemli olan bugün senin günün diyebilmek diyebilmekten öte hissettirebilmek. O gün elimizde ki çiçekler hediyeler yetmese de annemizin değerli hissetmesine?

Biz sadece Anneler gününün sonunda bir ritüeli gerçekleştirmenin rahatlığını yaşasak da….

Anneler ne zaman ne kadar önemli olduğunu hayatımızda ne kadar yer ettiğini Ona verdiğimiz değeri bilir, eee anneler her şeyi bilir sonuçta.

 

 

Annesiz biri için anneler gününün ne kadar zor geçeceğini, Anneler gününde sarılacak annesi olmayan, reklamların, etkinliklerin bas bas gözlerinin içine sokulduğu mayıs ayının kabusa dönüştüğü kimsesiz çocukları düşünelim, annesi ile geçireceği bir güne dahi muhtaç olanları düşünelim…

 

Hiç değilse yılda bir gün Annemize ona olan sevgimizi hissettirelim, uzaktaysak bir telefon etmeyi esirgemeyelim,yanımızda olduğu için var olduğu için ne kadar şanslı olduğumuzun farkına varalım.

 

Tüm annelerin, anne adaylarının, anne olmak isteyenlerin Anneler günü kutlu olsun…

 

 

Önceki Sayfa

ACINI ÖĞRETME

Sonraki Sayfa

KENDİNİ DOĞURAN ANNELER

Fatıma Akbaş

Fatıma Akbaş

İstanbul doğumlu
İÜ. Sosyoloji ve Tarih lisans mezunu.
Galata kulesini, gökyüzünü, ve kuşları sever...


Yazmak insanı hür kılar, yazılanı ölümsüz... Var olan her şey için yazılacak mutlaka bir şeyler vardır...