ESİNTİ

GURURUN VE KALBİN

ANNELER GÜNÜ ÖZEL SAYIMIZI OKUMAK VE İNDİRMEK İÇİN TIKLA!

Yüreğim özlem ve hasret savaşının tam ortasında kalmış bir çocuk gibi…

Içimin en derininden bir itiraf yükseliyor, bilmem bugün sensizligimin kaçıncı günündeyim.

Saç tellerimden tut ta ayak tırnaklarıma kadar özledim seni.

Oturdum şöyle, oturttum yüreğimi karşıma,

Sordum ;

Gönül nicesin ,

Gündüzde mi gecede mi ?

Hasrette mi vuslatta mı?

Hayalde mi yoksa bitmeyen düşlerde misin ?

Bilmem saat kaç, gün ağarmaya başladı içime oturmuş tüm sensizlik.Derin bir nefes alıp silkelenmeliydim yokluğundan derken, gözüm kitaplığımda duran Nazım Hikmet ‘ in bilmem hangi kitabı ilişti üstadın dediği gibi

“Herkese selam

Sana hasret …”

 

** Terkedilmiş hissiyle attım kendimi sokağa …

Çocukluğum, gençliğim,haylazlıklarım umudum…

Ve seninle geçen 1 yıl geçti gözümün önünden. şehrim nekadar da yabancı ne kadar da yalnızdı ben gibi.ilerlerken dalgın dalgın dostlarla ahbaplarla karşılaştım onları terk ettim senin için bakamadım yüzlerine bir tokat gibi karşımda duruşları benim herşeyden sevdiklerimden vazgeçişim bu kadar zorken sen nasıl kolay terkettin beni?

Bir selam bir tebessümle anladılar beni, sordular seni bana …

Sustum .

Usulca gitti diyebildi dilim ürkek utangaç.

Değdimi peki onca yıkımlara dediklerinde ise sessizce usulca uzaklaştım .

Kafamda cevapsız sorular,kalbim yaşlı yorgun ağır ağır ilerlerken istiklalin sokağında gözümun önünde elele göz göze dolaşan çiftler çarpıyor…

Aşk, değerini bilenlere ne güzelsin sen .

Bana nisbet yapan genç aşıkların escortluğu eşliğinde Galata ya doğru ilerliyorum ,her sabah kahvaltı yaptığımız börekçinin önünden kaçar gibi geçiyorum bu sabah. gücüm yok gitti demeye,uzunca yürüdükten sonra galata köprüsündeyim yine cıvıl cıvıl rengarenk insanların giyimleri gökkuşağı görselliğinde süslemiş köprüyü , bizim yerimize geldim yokluğunu anlamışlar gibi kimse yanaşmamıştı oraya.Bizim sevimli amca yerindeydi o da keyifsiz gibiydi yüzü solgun üzgün kısa bir sohbetten sonra o yıkım gibi soru geldi kaçmalıydım yok olmalıydim sanki ama ne mümkün;

evladım hanım kızım yok mu ?

Biraz kekeledikten sonra yoktu güçüm takatim bitikti gitti diyemedim, hasta diyiverdim usulca uzatmadan konuyu çevirdim amcanında sorunları vardı. benim sevdigimle imtihan oldugum gibi onunda çocuklarıyla imtihani vardi. İmtihan dünyası dedim zaten geliş sebebimiz bu degilmiydi

İmtihan …

 

** imtihan güzel kelime sabrın mükafatı olduğu kadar umudun ışığı …

Evet yalnızlık ta imtihan sensizlikte sessizlikte .

Yalnızlık güçlü insanların işidir ki nasıl bir savaştan çıkacağım belli değil !

Yürek sızım seninle sensizdim bugun istanbul’da gün batıyor, içimde gün çoktan battı, battı da en zoruda gecenin karanlığı sessizliği terkedilmişliği daha da bir oturuyor içime güneş bir hesaplaşma halinde batıyor hazır mısın der gibi yüzüme yüzüme …

Hele birde acılarım ve aklımdaki deli sorular durmadan kemiriyor beynimi,birlikte geçirdiğimiz saniyeler,dakikalar,saatler,günler derken gittiğini kabullenemez bir halde tuttum evin yolunu,içim geceden de zifiri bedenim harabe bir şehir.Içimin içiyle hesaplaşmasını istersin, istersin de korkarsın terkedilmişlik duygusu korkutur susarsın.

Aşk iki kişiliktir doğru.

Yalnızlık tek kişilik buda doğru.

Peki ayrılık sonra ölüm kaç kişilik?

Gecenin karanlığıyla yükledim omuzlarıma ayrılık yükünü düştüm yollara.

Göz gözü ayırt edemiyordu.

Yürek yüreği görmüyor ..

Eyy sevgili iyi geceler ,

Beni aklımdaki deli sorularla başbaşa bıraktın.

Yüreğimde ki harabe şehirin ışıkları gidişinle çoktan kapanmışti.

Sokak lambaları yalnızlığıma göz kırpıyor.

Dokunduğum heryerde izi kalan kadın, bıraktığın acıya,sevdaya, hüzne, kedere hepsine ..

Eyvallah …

Verdiğin acıya verdigin hüzüne şimdilik eyvallah!

Kimbilir belki birgun karşılaşırız ummadik anda tahmin etmediğim bir şehirde göz göze geliriz.

Ama şimdilik Eyvallah ..

Aman Tanrım!
Kafam ağrıdıkça ağrıyor bu sabah.
Göz kapaklarim açılmaya zorlaniyor. Kalbim kanadıkça kaniyor. Dilim sustukça dilsiz yüreğim haykırıyor. içim bu sabah isyan yeri, içim bu sabah mahşer yeri. Karma karışık duygulara bürünmüş anlam bozukluğu taşıyan kelimelerin ve devrik kurduğum cümlelerim devriliyor üzerime.Güneş sensiz olan bedenine bir kez daha ağarmaya başlıyor. Sahi biz ayrılmıştık seninle değil mi? Unutmuşum ben bu ayrılığı bende hala senin gelip beni uyandırmanı bekliyorum yatakta. Pencereleri açıp odayı havalandıracaksın diye bekliyorum.Dün akşam neler oldu hatırlamiyorum bile. En son biriyle oturup dertleştigimizi hatırlıyorum. Demek ki insani çarpan alkol değil ayrılığın verdiği acıymış.Sonra aklıma geliyor senin giderken söylediğin sözlerin. Seninde aklina gelecek elbette. Aklına düşecek
sana söylediklerim. Kafanda taak edecek seninle o son buluşmamız.
İçine dert olacak sana o son bakışım.
Her gece tebessümümü arayacaksın
benden gelecek olan mesajı bekleyeceksin.

Aklında hep belkiler olacak.

Zihnin cevapsiz sorular tarafından işgal edilecek. Gururun ve kalbinin arasındaki
gel-gitlerde boğulacaksn.Üstüne birde özlem, sevgi baskı kuracak. ayakların bana gelmek için aklına baskı kuracak. Kalbin sevmiyorsun diyerek onunla işbirliği kuracak. Ellerin ellerimi özlediğini söylemek sana durmadan. Tenin üşüdügünü söyleyecek. Gözlerin beni arayacak odanın vede yatağın her köşesinde. Dilin sevgi sözcüklerin arasinda kalacak durmadan telaffuz edecek bir kulak arayacak ve de oda yetmezmiş gibi saçların ellerimi anacaktır. Affet, defalarca on binlerce seviyorum mesajlari yollasanda bu çıktığımız dönülmez yoldan dönmeyeceğiz.

İkimizde birlikte kurduğumuz hayal ettiğimiz yarinlarimizi. Geçmişte, dünlerde kalmış anılarımızla avutmasini öğreneceğiz.
Evet..
Ben seninle planladigim yarinlarimi, seninle dolu olan dünlerimle avutuyorum.

Şimdi oturmuş bir sinemada film izler gibi yarinlarimizi öldüren dünlerimizi izliyorum.
Vakit veda vakti, vakit gitme vakti. Hem bu gönülden hem bu şehirden hem de bu diyar’dan.
Hoşçakalın dünlerim.
Hoşçakalın yarinlarim.
Hoşçakalın umutlarım
Hoşçakalın c/anım
Hoşçakal eksik göz/yaşım

 

Önceki Sayfa

ELA GÖZLÜ PARS CELİLE

Sonraki Sayfa

ŞEFKAT VE MERHAMET ABİDELERİ KADINLAR

Kemal Yıldırım

Kemal Yıldırım