EDEBİYAT DOSYAESİNTİMANŞET

KENDİNİ DOĞURAN ANNELER

 

Kadın çiçek midir?

Sanmıyorum, olsa ben de bilirdim.

Nedir peki?

Kadın annedir.

Sen bile bunu söylüyorsun?

Anlatayım.

Hayata bir kız çocuğu olarak gelmiş hemen her insan evladı, gelecekte anne olmaya namzed bir teçhizatla donatılmıştır. İki yumurtalık bir de rahm-ı mader, büyüyüp on beş olunca bir anne adayı eder. Peki bu anne olmaya yeter mi? Elbette hayır. Tek hücreden insan oluştuğu mucizeler dışında nerde görülmüş…

Yine de kadın annedir.

Karnında bir hayatı şekillendirir. Hani dişinden tırnağından denir ya, kadın her zerresinden biriktirip o canı besler. Misal, her hamilelikte kadının beş tane dişi çürümeye başlar. Çocukla, doğduktan sonra iletişim kurarak ebeveyn olduğunu hisseden babanın aksine, daha hamileliğin ilk ayından itibaren bedeninde ve duygu dünyasında büyük değişimler olur annenin. Sağlığı bozulur, midesi bulanır yemek yiyemez, başı döner ayakta duramaz, bütün dengesi alt üst olur. Bu şekilde yaşamaktan zevk almasa da artık bebeği için hayata tutunmalıdır. Hayatındaki bilmem kaçıncı fedakarlığı bu kez, minicik ellerini tutmanın hayalini kurduğu bebeği için yapar. Peki takdire şayan bu tavrı anne olmaya yetmez mi? Maalesef bu da yetmez.

O yetmez bu yetmez diyorsun, kadın çocuğu da doğurdu daha ne yapsın?

Acele etme anlatıyorum. Hem mesele çocuk değil, anlamadın mı?

Öyle başkalarına öykünerek konuşmak olmaz. Neymiş kadını anne yapan?

Kadın annedir, zira ilk olarak kendini doğurur.

En başta bahsettiğim tam techizatlı kız çocuğu dünyaya geldiğinde, sadece kundağa sarılmakla kalmaz aynı zamanda onun adına yazılmış gelecek planları da çarşaf çarşaf etrafına dolanır. Çocukluğundan itibaren küçücük omuzlarına ilerideki anneliğinin hakkını verme sorumluğu yüklenir. Pek fazla dışarı çıkamaz mesela, çıksa da çok uzağa gitmemelidir çünkü ev merkezcidir. Hayatının neredeyse tamamını kaplayacak olan eve daha o zamandan bağlanır. Burdaki bağlanma edilgen bir fiildir, zira bu durumun gerçekleşmesinde küçüğün rızası yoktur.

Sonra biraz büyüyüp göze görünür olduğu zaman, kundak bezi yerine beyaz gelinliğe sarılır, paket yapılıp kurdelesi de bağlandıktan sonra teslimatın gerçekleşmesinin dayanılmaz hafifliğiyle uğurlanır. Kapısının eşiğinden bir anne adayı olarak adım attığı yeni hayatında onu, annelik serüvenine bir hücre bağışlamak cömertliğiyle iştirak edecek olan biri karşılar. Bu kişinin “bahtına düşen pek sevgili” biri mi, yoksa “kimseye etmeden şikayet, haline ağlatacak” biri mi olacağı kısmet işidir, bilinmez. Zaten kadının tüm hayatı da bir bilinmezlik dahilinde sürer gider. Kendisinden beklenen senaryoyu iyi oynamaktır.

Kadın annedir, kendisini doğuracaktır.

Daha ilk doğduğunda attığı çığlık, kulaklarından silinmemiştir. Kendisi de yeni bir hayatı vücuda getirirken aynı çığlığı basar. Hayatın sesidir bunlar. Var olmak, kendi sözünü söylemek, kendi sesini duyurmaktır. Kadını anne yapan da bu potansiyelidir. Kadın karnındaki bebeğini doğurmadan önce sırtındaki “kendini” doğurur. Kendisine dayatılan kimliği, kişiliği, sessizliği, sözsüzlüğü reddederek yapar bunu.

Çocuk doğurabilsin ya da doğuramasın, bütün kadınlar annedir. Anneler günümüz kutlu olsun.

 

Önceki Sayfa

ANNELER GÜNÜNE MUHTAÇ OLANLAR

Sonraki Sayfa

ANNE OLMAK

Zeyneb Turhallı

Zeyneb Turhallı

1992 yılında Diyarbakır'da doğdu. Radyo-TV ve Sinema Bölümü mezunu. Farsça'yı, Doğu kültürünü ve Darya Dadvar'i çok seviyor.