ESİNTİMÜZİKSİNEMASİNEMA İNCELEMESOUNDTRACK

SUÇ ve KARDEŞLİK

 

Muhammet Tarhan*

Bir film izleyip müzikten haz aldığınız oldu mu hiç? Öyle La La Land, Sound of the Music tarzı, müzikle temellendirilmiş filmler gibi değil, başka konusu olan filmlerden. Good Time’da öyle bir tat var işte. İşin ilginç tarafı ise filmin bu müzikal ruhunu güçlü film müziğinden ziyade (Cannes’da en iyi film müziği ödülünü almıştı)  hareketli, yerinde durmayan anlatımından alması.

Good Time şüphesiz 2017’nin en önemli filmlerinden; hikayesiyle, yönetmenliğiyle, oyunculuklarıyla.

Filmin hikayesi New York’un arka sokaklarında geçiyor.  Connie (Robert Pattinson), hafif özürlü kardeşi Nick (Ben Safdie) ile beraber bir soyguna kalkışır. Soygun sırasında işler ters gidince ikili kaçmaya çalışır fakat Nick kendini polislerden kurtaramaz. Nick için vahşi hapis hayatının kolay geçmeyeceğini bilen Connie, kardeşinin geceyi parmaklıklar arkasında geçirmemesi için bir an önce kefalet parasını bulmalıdır. İşte Good Time’ın büyük bir bölümü, Connie’nin bu parayı elde etmeye çalıştığı o gecede geçiyor.

NEW YORK’A TUTUNMAYA ÇALIŞAN İKİ KARDEŞ

New York’un adam yutan sokaklarında tutunmaya çalışan iki kardeşin hikayesi aslında Good Time. Film her ne kadar sadece New York’ta geçse de ayna tuttuğu insanlar ve girdiği mekanlarla American Honey’e benziyor. Bu haliyle American Honey’nin çizdiği Amerikan rüyasının mikro halini andıran film, duygusal yoğunluğuyla da öne çıkıyor. yönetmenlerin sıkça başvurduğu yakın çekimler ve hızlı kamera hareketleri ise filme gözle görülür bir hareket getiriyor, seyirciyle bağ kurmasını kolaylaştırıyor, içine çekiyor.

Safdie kardeşlerin delirme noktasına gelen American gençliğine odaklanan hikayelerinden biri Good Time. Fakat bu hikaye arkadaş ilişkilerinden ziyade iki kardeş arasındaki bağa odaklanıyor. Üstelik bu bağ herkesin birbirini kolayca satabildiği suç ortamında kendine yer buluyor.

PATTİNSON BAĞIMSIZ SİNEMADA DA KENDİNİ KANITLIYOR

2017 Cannes Film Festivali’nde Palm d’Or’a da aday gösterilen Good Time da en öne çıkan şey bana göre Robert Pattinson’un performansı. Harry Potter’da oynadığı Cedric Diggory karakterinden sonra Alacakaranlık sersiyle zincirlerini Hollywood’a teslim eden Pattinson, son yıllardaki tercihleriyle bu algıdan iyice kurtulmak istediğini belli etmişti. Pattinson, Good Time’da büründüğü gangster/soyguncu tiplemesiyle bağımsız sinemada da kendini kanıtladı diyebiliriz artık. Başarılı oyuncu, kullandığı sokak ağzı, tepkileri, verdiği duygu ile soluk benizli Edward Cullen’ı çoktan geride bıraktığını bir kez daha gösteriyor. Filmde Nick karakterini canlandıran yönetmen Ben Safdie’nin performansı da takdire değer. Zihinsel özürlü genç imajını iyi yansıtan Safdie, Pattinson ile iyi bir ikili oluşturuyor.

Good Time, son yıllarda bazı ülkelerin milli hasılatlarını geçen gelirleriyle çıtayı iyice yükselten Hollywood’un aksiyon filmlerinin yanında küçük görünebilir fakat film, o gerilim ve aksiyon atmosferini milyonluk arabaları çarpıştırarak değil, insani özelliklerden elde ediyor ve bu haliyle sinema tarihinde kendine iyi bir yer ediniyor.

Önceki Sayfa

BİR AYRILIK SENDROMU

Sonraki Sayfa

"FÜRUZAN'LA AYNI MASADA OTURMAK..."

Kolektif Sanat

Kolektif Sanat

Sanat bizim için