EDEBİYATHABERLER

NAZIM’IN İZİNDE VARNA

Bulgaristan’ın turizm merkezi Varna’ya gidince ilk önce Nazım Hikmet’in izi sürülür, şiirlerinin hikâyeleri toplanır. Ardından şehir gezilir… Ben de öyle yaptım. Varna’da ustanın ayak izlerini sürdüm.

Yürek değil be, çarıkmış bu, manda gönünden,
teper ha babam teper paralanmaz
teper taşlı yolları.
Bir vapur geçer Varna önünden,
uy Karadeniz’in gümüş telleri,
bir vapur geçer Boğaz’a doğru.
Nazım usulcacık okşar vapuru, yanar elleri…

Nazım’ın ellerinin, yüreğinin yandığı yer burası. Memleketinde vatan haini ilan edilen koca yürekli bir şairin sevdiklerine ağıtlar yaktığı, yeşiller giyinmiş bir liman: Varna.
Ömrünün çoğunluğunu mahpus damlarında geçiren şairin ‘Vapur’ dışında Varna’da kaleme aldığı birçok şiir var. Oğluna seslendiği ‘Memet’, kaptanla dertleştiği ‘Mavi Liman’, Gülhane Parkı’nda polisleri selamladığı ‘Ceviz Ağacı’… Hepsi de yaşan(ma)mışlıklardan derin izler taşıyor; insanın ruhuna dokunan, acı, hasret dolu izler…
Nazım’ın Varna’ya gittiği ilk yıl 1951. 1950’lerin başlarında büyük kalabalıklar hâlinde Bulgaristan’dan Tükiye’ye göçen Tüklerin göçünü durdurmak için Bulgaristan hükûmetinin Nâzım Hikmet’i görevlendirdiği belirtilmektedir. Nâzım Hikmet bu maksatla 1951 yılında, yanında yazar Blaga Dimitrova ile Bulgaristan’daki Tük köylerini dolaşmış ve Dimitrova’daki kayda göre, 150 bin kişinin katılımıyla 20 miting, halkla 10 konuşma, 12 farklı yerde parti aktif gruplarıyla görüşme yapmıştır.
Sonraki ziyareti üç yıl sonrası. İkinci gelişinde bu güzel, turistik beldeyi durak olarak kullanmıyor. Dostluklar ediniyor, köylerini dolaşıp, otellerinde sabahlıyor. Tamı tamına iki yıl kalıyor. Son ziyaret yılı 1957. En çok şiir kaleme aldığı dönem bu. Türkiye ile Rusya arasında mekik dokuyan şair, Varna’ya yalnız gitmez. Yanına doktoru ve eşi Galina’yı da alır. Onlarla beraber köyleri dolaşır, otellerde konaklar. Yanı başında dostları olsa da aklında her daim memleketi vardır. Bulgaristan’da bulunduğu süre içinde kendisine rehberlik eden Türk kökenli gazeteciye şunları söyler: “Varna’da kendimi memleketime daha yakın hissediyorum. Kokusu, denizi, toprağı… Bana iyi geliyor.” Şairin Bulgaristan’da ayak bastığı tek yer Varna değil tabi. Başkent Sofya dahil birçok şehirde bulunur. Çoğunlukla tercih ettiği beldeler: Balçik, Kırcali, Krumovgrad (Koşukavak), Dobriç, Kayacık…

 

Şu Varna’da uyumanın yolu yok geceleri
uyumanın yolu yok
yıldızların bolluğundan, yakınlığından, parlaklığından
kumlukta hışırtısından ölü dalgaların
sedefleriyle çakıllarıyla tuzlu yosunlarıyla hışırtısı
denizde bir yürek gibi atan motor sesinden
İstanbul’dan çıkıp boğazı geçip
odamı dolduran anıların yüzünden
kimisinin gözü yeşil, kimisinin bilekleri kelepçeli
kimisinin bir mendil var elinde
lavanta çiçeği kokuyor mendil
Şu Varna’da uyumanın yolu yok gülüm
Şu Varna’da, Bor Oteli’nde

Nazım’ın bu şiiri yazdığı Bor Oteli Varna’da deniz kenarında, yeşilliklerin arasında mütevazı bir mekân. Son yıllarda çevresinde yıldızı bol onlarca otel inşa edilmiş. Yaz aylarında büyük turist kafileleriyle yaşamaya başlıyor. Diğer aylar hayalet şehir. Nazım’ın odası üçüncü kat, sağdan yedinci pencere. Otel veya odanın girişinde şairin konakladığına dair bir tabela yok. O da diğerleri gibi misafirlerini ağırlamaya devam ediyor. Şairin izine düşen şiir severleri rehberler getiriyor buraya.

Çok yorgunum
Beni bekleme kaptan
Seyir defterini başkası yazsın
Çınarlı, kubbeli mavi bir liman
Beni o limana çıkaramazsın

Bu dörtlüğü yazdığı yer, Varna’ya çok yakın olan Balçik kasabasında yer alan Romanya Kraliçesi Marie’nin yazlık sarayının bahçesi. Yıl: 1957. Buranın farklı bir kimliği var. Kraliçenin kendine yazlık ev yaptırdığı, bünyesinde 2 bin farklı bitkinin bulunduğu bahçe Avrupa’nın en büyük ikinci botanik bahçesi olarak kabul ediliyor. Nazım’ın bazı şiirlerini bu deniz kenarındaki bu cennet bahçesinde taş koltuğa oturarak yazdığı biliniyor.
Nazım Hikmet’in şiirleri dokuz cilt halinde Sofya’da yayınlandı. 1970’lerin sonlarında dört cilt halinde Bulgarcaya çevrildi. Zamanında bir milyondan fazla Türk Bulgaristan’da yaşadığı için de bir hayli tanınan, okunan bir şairdi burada. Eğitim yüzdesinin 2000’lere kadar yüzde 99’larda olduğu bir ülkeden bahsediyoruz. Nazım’ın otobiyografisindeki şu dizeleri okuyunca kimin yüzü kızarmıyor ki: “Yazılarım otuz kırk dilde basılır. Türkiye’mde Türkçe’mle yasak.”

Önceki Sayfa

SİNG STREET

Sonraki Sayfa

FERHAT GÖÇER: YAŞADIĞIMIZ TRAVMALAR MÜZİĞİMİ ETKİLEDİ

Ayhan Hülagü

Ayhan Hülagü

oyuncu-yazar