MANŞETSÖYLEŞİYORUZ

AYHAN HÜLAGÜ: YAZARAK USTA OYUNCULARLA VEDALAŞTIM

Oyuncu, yazar Ayhan Hülagü, usta oyuncuların biyografilerini kaleme aldığı ‘Sahnenin İçindekiler’ kitabıyla okuyucuların karşısında. Kitabında Müşfik Kenter, Erol Günaydın, Halit Akçatepe, Nejat Uygur gibi ustaların son röportajlarına yer veren Hülagü, ustaların tarihi sanatın tarihi olduğunu ve kaleme aldığı biyografilerle onlarla vedalaştığını söylüyor. Hülagü,  ölüm yıl dönümünde usta oyuncu Nejat Uygur’un anısına da bir günlük e-kitap yayını yaptı.

Sahnenin İçindekiler kitabı nasıl bir fikir ile ortaya çıktı?

Kitap metin yazarlığı geçmişimin bir ürünü. Oyunculuk eğitimim devam ettiği süreçte tiyatro tarihiyle paralel olarak sinema üzerine okuma ve araştırmalar yapıyordum. Bu süreçte Yeşilçam ve tiyatronun yaşayan aktörlerinden o dönemleri dinlemeyi arzuluyordum. Oyuncu olarak deneyimlerini paylaşma, metin yazarı olarak kuramsal kitapların dışına taşıp canlı tanıklara şahitlik etmek istedim. Günlük bir mecmuada yahut dergide yazıyorsanız daha kalıcı ürünler verme düşünceniz de her daim oluyor. O dönem yoğun bir hastalık süreci yaşayan Nejat Uygur’u sık sık ziyaret ediyordum. Ustadan başlayıp farklı isimlerinin biyografisini kaleme almaya karar verdim. Ortaya Müşfik Kenter’den Erol Günaydın’a Ayten Gökçer’den Haldun Dormen’e uzun bir liste ve dolu dolu bir biyografi kitabı çıktı.

“METİNLERİN DEMLENMESİ BİRAZ ZAMAN ALDI”

Halit Akçatepe, Gülriz Sururi, Ayşen Gruda, Kartal Tibet, Can Gürzap, Ediz Hun… Listede 15 isim var. İsimleri nasıl belirlediniz?
İsmi geçenler sinema ve tiyatro tarihinde iz bırakan, tarihe yön veren isimler. Kurdukları tiyatrolar, çektikleri filmler, yazdıkları senaryolar ile tarihin ta kendileri. Kitap fikri oluştuğu süreçte yaşayan neredeyse tüm ustalarla irtibata geçtim. Hemen hepsiyle de uzun söyleşiler gerçekleştirdim. Kişisel tarihleri, birikimleriyle beni etkileyen isimlerden bir seçki yapıp iki kapak arasına koydum. Uzun süre önce okuyucuyla buluşturmayı hedeflediğim bir içerikti. Metinlerin demlenmesi biraz zaman aldı.

Müşfik Kenter ailesiyle…

Bahsi geçen isimlerin bir kısmı şu anda hayatta değil.
Evet ne yazık ki. Nejat Uygur, Erol Günaydan, Atilla Arcan, Müşfik Kenter, Kemal Sunal, Halit Akçatepe sonsuz hayata göç etti. Biyografileri yazdığım süreçte çoğu hayattaydı ve kaleme alınan metinleri görmüşlerdi. Vefatlarından sonra metin üzerine tekrar çalışmam hayli vakit aldı. Duygusal olarak yükü ağır, yıpratıcı. Uzun süre sandıkta bekledikten sonra yeni eklemeler ve düzenlemelerle tamamlayabildim. Bahsi geçen ustaların son röportajlarının olması kitaba ayrı bir değer katıyor. Sahnenin içindekiler bu anlamda onlarla bir vedalaşma.

Kartal Tibet, çocukları ve torunlarıyla…

“BU DENEYİMİN MADDİ BİR KARŞILIĞI YOK”

“Duygusal olarak yükü ağır, yıpratıcı,” dediniz. Nedir yıpratıcı olan?
Hikayelerini kaleme aldığım isimlerle sadece söyleşi için bir araya gelmedik. Sonrasında evlerine konuk oldum, çay sohbetlerine katıldım, dertlerine ortak oldum. Söyleşiyle başlayan muhabbet fazla vakit geçirdikçe bir yerden sonra seni ailenin bir üyesine dönüştürüyor. Onları kaybettiğiniz de eşinizi, dostunuzu kaybediyorsunuz. Ustalarla ilişkimizi bilen dostlarım arayıp bana başsağlığı dileklerini iletiyordu. Diyaloglarımız farklı bir boyuta evrilmişti. Her şeyden önce bu ustalarla diz dize oturmuş olmak, dertlerine ortak olmak benim gibi genç bir oyuncu ve metin yazarı için büyük şans. Bu deneyimin maddi bir karşılığı yok. Bunun bilincindeyim.

Kemal Sunal ailesiyle…

Sizin için en özel isimler kimlerdir?
İlk isim elbette Nejat Uygur. Vefatından önce Mecidiyeköy’deki evinde ziyaret eder, hayır duasını isterdim. Necla ablanın (eşi) özverisi, samimiyetini ömrüm boyunca unutmam. Erol Günaydın keza öyle. Son ameliyatından sonra tekerlekli sandalyeye mahkum olmuştu. Sahneye çıkamadığı neler çektiğine tanıklık ettim. Cüneyt Arkın ile Battal Gazi yeniden çekileceği zaman tanıştık. Ana cast için seçmeler yapılmıştı. Yazar kimliğimi saklayıp oyuncu olarak karşısına çıkmıştım. Finale kalmam ilginç bir hikayenin başlangıcı oldu. Malatya’dan İstanbul’daki evine uzanan mizah dolu, samimi bir öykü… Bugünden düne bakınca bu yaşanmışlıkların kişisel tarihimde önemli yer tuttuğunu görüyorum.
 
Biyografilere ilk defa yayınlanan fotoğraflar eşlik ediyor.
Ustalarla yaptığım görüşmeler sürecinde aile albümlerinin kopyalarını da edinmiştim. Kitaba her yazarın çocukluk, gençlik, aile hayatı, set ve tiyatronun sahne arkasını yansıtan özel, samimi fotoğraflar koymaya özen gösterdim. Bunun metne ayrı bir sıcaklık, naiflik kattığını düşünüyorum. Herkesin önünde ceketini iliklediği Kemal Sunal, Müşfik Kenter’in çocukluğunu kim merak etmez ki. Metinleri de kaleme alırken çocukluk, gençlik, ilk film, ilk oyun, aile hayatı, bilinmeyenleri gibi başlıklara ayırdım. Bu kategoriler de okunurluğu artırır diye umut ediyorum.
Ayhan Hülagü’nün Sahnenin İçindekiler adını verdiği kitabı, Ocak ayında Palto Yayınları etiketiyle okurla buluşacak.
Önceki Sayfa

SOKAKTAYIZ'IN BU HAFTAKİ KONUĞU MELİSA DOĞU

Sonraki Sayfa

KLASİK BATI MÜZİĞİ NASIL DİNLENMELİDİR?

Kolektif Sanat

Kolektif Sanat

Sanat bizim için