FARKLI SESLERMANŞETMÜZİKSÖYLEŞİYORUZ

BESTELERİNDE HAYAL SAKLI BİR MÜZİSYEN: BURAK CANÖZER

Burak Canözer… Bu ismi Youtube’da gitar performanslarının yer aldığı videolarla tanıdım. Sevilen dizi ve filmlerin müziklerini çalıyor ve bu müziklerin gitarla nasıl çalınacağını büyük bir sabırla anlatıyordu. İnternetteki bu keşif bana Canözer’in diğer çalışmalarını da gözlemlememe imkanı sundu. Dinlediğim her çalışması, onun müzikal birikimine olan saygımı daha da artırdı. Bestelerine ‘hayal kurdurma’ özelliği eklemişti sanki… Kurduğu Kuvars grubu ve Saklı Kalmış Müzisyenler Projesi’ndeki emeği, performansı bu konuda yanlış düşünmediğimi ortaya koymuştu. Oldukça mütevazı bir kişiliğe sahip olan sanatçıdan, duymak, öğrenmek istediğim bazı sorular birikmişti. O soruların cevabını bu röportajla almaya çalıştım. Açıkçası ben isyanını haklı bulanlardanım…Buyurun siz de yakından tanıyın…

“İLKOKULDAN BERİ MÜZİKLE İÇ İÇEYİM”

Müzik, hayatında ne zamandan beri var? 

Çocukluğumda evimizde Türk Sanat Müziği, Türk Halk Müziği, pop gibi farklı müzik tarzlarında parçalar çalınırdı. Sık sık zaman geçirdiğim babamın iş yerinde de durum böyleydi. Bu kadar müzik çalınan ortamlarda zamanla parçalara eşlik ederken müzik kulağımı keşfettim. Daha sonraları evimize org, tar, gitar gibi müzik aletleri girdi. Bu müzik aletleri üzerinde ufak çalışmalarla müzik kulağım olduğundan iyice emin oldum. Zaten abim benden önce gitar çalmaya başlamıştı ki evde bir örneğin olması işinizi kolaylaştırıyor. Kısacası enstrüman çalmayı işin içine katmazsak ilkokuldan beri müzikle içiçeyim. İlk enstrümanım ile tanışıklığım ise 10-11 yaşlarımı buluyor.

“KUVARS İLE AYDA BİR SAHNE ALIYORUM”

İçerisinde yer aldığın müzikal çalışmalardan bahseder misin? 

Profesyonel müzik hayatımda eşlik ettiğim ilk grup Progressive Heavy Metal gruplarından Knighterrant’tır. Bu grupla 2001 Hamburg Wacken Open Air dahil olmak üzere birçok konser/festvilalde yer aldım. Daha sonra 6 yıl boyunca yine Progressive Heavy Metal grubu Almora’ya gitarımla eşlik ettim.  Almora ile bu süreçte 1 EP ve 4 albüm yayınladık. Askerlik sonrası 2005 yılında heavy metalden biraz koparak asıl enstrüman olan Klasik Gitar ile kendi tarzımda eserler ortaya koymaya çalıştım. Yine bu bağlamda iki müzisyen arkadaşımla 2005 yılında enstrümantal Saklıkent albümünü yayınladık. 2010 senesinde tamamen bana ait eserlerden oluşan ilk solo enstrümantal albümüm olan Ufka Doğru’yu yayınladım. 2013 senesinde ise bir süre önce kurmuş olduğum Kuvars isimli grubumla ‘Her İnsan Yalnızdır’ isimli ilk albümümüzü yayınladık. Bu albümden sonra ‘Saklı Kalmış Müzisyenler’ serisine odaklandım. Bu aralar ise yeni albümümün yayınlanması süreci ile ilgileniyorum. Kuvars ile de ayda bir sahne almaya devam ediyoruz.

Burak Canözer’in Saklı Kalmış Müzisyenler Projesi’nden: Bahçalarda Barım Var

 

İNSANLAR YETENEKLERİNİ GÖSTERMEK İÇİN UMUT TACİRİ PROGRAMLARA YÖNELİYOR

Saklı Kalmış Müzisyenler Projesi çok değerli…Bu projenin ortaya çıkış sürecinden bahseder misin?

Müzik sektöründe belli gruplar genellikle kendi çevreleri dışında yeni yüzlere yer vermemekte. İnsanlar yeteneklerini göstermek için ya umut taciri programlara yöneliyorlar, ya yüksek bütçeler ödeyerek yapımcıların kapısını aşındırıyorlar, ya da hatırlı insanları araya sokuyorlar. Eskiden yeteneği olan insan bir şekilde kendini tanıtma şansı bulurdu ama artık o günler çok geride kaldı. TV ve radyolar tekellerin elinde olsa bile yetenekli insanların internet üzerinden bir nebze de olsa tanınma şansı var. Çevremde çok sayıda yetenekli müzisyen bulunuyordu. Bu insanlara ve az da olsa tanıtımlarına nasıl yardımcı olabilirim diye düşündüm ve aklıma böyle bir proje yaratmak geldi. Sevgili Yaren Karahasan ile 2 sene içerisinde 4 adet anonim türküyü kaydettik, klip çektik ve yayınladık. Birçok müzisyen arkadaşımıza da tanınmaları için az da olsa yol açtık. İzleyenlerden  güzel geri bildirimler aldıkça daha da mutlu oluyoruz. Kısacası bu projenin ortaya çıkış amacı sisteme tepki, müzisyen network’ünü artırma ve tamamen yetenekli insanlara yardımcı olmaktır.

“TV ve radyolar tekellerin elinde olsa bile yetenekli insanların internet üzerinden bir nebze de olsa tanınma şansı var.”

Youtube’da bir kanalın var ve yıllardır aktifsin. Bıkmadan, usanmadan gitar eğitimi veriyorsun, saatlerce anlatıyorsuz. Kanalındaki çalışmalardan ve geri bildirimlerden bahseder misin? 

Ben kanalımı açtığımda 2006 senesiydi. Başlarda sadece albümlerimden parçalar ve konserlerimden görüntüler yayınlıyordum, haliyle izleyen çok fazla kimse yoktu. Daha sonra öylesine tek gitarla kendi tarzımda birkaç polifonik dizi/film müziği yayınladım. İnsanlar bu paylaşımlara fazlasıyla rağbet gösterdiler. Zamanla da haliyle kanal büyüdü. Bazı arkadaşlarımız benden gitar dersleri yayınlamamı talep ettiler. Daha önceden 4 sene eğitmenlik yaptığım için bu benim için zor olmadı. 45 videoluk bir eğitim serisi ile bazı parçaların anlatımlı ders videolarını da yayınladım. Zamanla gitar dersleri, projelerim, kendi eserlerim, sanatçı arkadaşlarımla yaptığımız çalışmalar, solo gitar çalışmaları gibi birçok kalem oluştu. İnsanlar paylaşımlarımdan genellikle faydalandıklarını söyleyip teşekkür ediyorlar. Beni rahatsız eden tek bir konu var. Onlar da dersleri izlemeyip ezberden Tab üzerinden çalmak isteyen arkadaşlar. Sayıları az olmayan bu arkadaşlar işin mantığını anlamadan ezbere çalmak istiyorlar ki bu çok yanlış.

“Bir konsere çıksak gitarımı çalarken orkestrayı tek tek dinliyor ve izliyorum. Dinliyorum çünkü hata olursa kimse anlamadan birşekilde müdahale etmem gerekiyor. Sürekli altyapıyı ve orkestrayı dinlerken ise ön planda olabilmeniz mümkün değil. “

“MÜZİK YAPARKEN FARKLI BİR KİŞİLİĞE BÜRÜNEMİYORUM”

Daha ön planda olmayı düşündün mü? Müzikal birikiminiz bunu çoktan hak ettiğini gösteriyor ancak mütevazı, geri planda kalmak kendi tercihinmiş gibi bir imaj da söz konusu. Bu, bana böyle yansıyor. Gerçek böyle de olmayabilir. Neler söylemek istersin?

Ben müziğin sanırım direkt iletişim ve pazarlama kısmını pek becermiyorum. Yıllarca hep işin mutfağında bulundum. Yani altyapı, aranje, enstrüman seçimi, ton seçimi, uygun söz yazımı gibi işin müzikal ve edebi tarafına yoğunlaştım. Bir konsere çıksak gitarımı çalarken orkestrayı tek tek dinliyor ve izliyorum. Dinliyorum çünkü hata olursa kimse anlamadan birşekilde müdahale etmem gerekiyor. Sürekli altyapıyı ve orkestrayı dinlerken ise ön planda olabilmeniz mümkün değil. Solo projelerde de sanırım enstrümana fazla kaptırıyorum, bu da yapıyla alakalı bir durum. Aslına bakacak olursak sosyal yaşamımda da sınırlarıma girilmedikçe mütevazi biriyim, müzik yaparken de haliyle farklı bir kişiliğe bürünemiyorum. Yalnız tamamen bana ait olan bir esere altapı/söz/müzik yönünden müdahale edilmesinden hiç hazzetmiyorum, tek istisnamız bu konu.

“Kaliteyi fark edebilmek için insanın belirli bir kaliteye ulaşması gerekir. Bu da sadece müzikal anlamda gelişmekle olmaz. Türkiye’de insanların müziğe bakış açısı büyük ölçüde ya efkarlanmak ya da eğlenmek üzerine”

“DİNLEYİCİLER MÜZİĞE DEĞİL SÖZLERE YOĞUNLAŞMIŞ DURUMDA”

Türkiye’de dinleyicinin kaliteyi fark edebilme kabiliyeti var mı? Buna ikna oluyor musun? Yoksa, nice değerli çalışma, popüler kültürün ayaklarının altında ezilip görmezlikten mi geliniyor?

Kaliteyi fark edebilmek için insanın belirli bir kaliteye ulaşması gerekir. Bu da sadece müzikal anlamda gelişmekle olmaz. Türkiye’de insanların müziğe bakış açısı büyük ölçüde ya efkarlanmak ya da eğlenmek üzerinedir. Aslında dinleyiciler müziğe değil sözlere yoğunlaşmış durumdalar. Slogan sözleri bilinçli olarak dile dolanan şarkılar ve yine acıdan beslenen dramatik sözler bu toplumda her zaman prim yapar. Toplumun önemli bir kesimi iki nota değiştirilip üzerine yeni söz yazılan parçaları farketmiyor bile. Çünkü dediğim gibi müzikle ilgileri yok, sözler onları daha çok ilgilendiriyor. Müzikal Kaliteden (altyapı, emek, üzerinde uğraşılmış edebi sözler vs.) anlayan kendini geliştirmiş küçük bir kesim de tabi ki var. Zaten piyasa müziği yapmıyorsanız bu kitleyi hedef almışsınız demektir. Bu kitleyi hedef alıp hedefine ulaşan ise kendini mutlu saymalıdır.

YENİ ALBÜM YAKINDA

Yeni projeler var mı?

Yakında yeni solo enstrümantal albümüm yayınlanacak. Sonbahar tınılarını farklı etnik müziklerle işlemeye çalıştım. Umarım dinleyenler de beğenir. Bu albümün ardından Saklı Kalmış Müzisyenler serisine 5. proje ile devam edeceğim. 2018 senesi için de Kuvars ile 2. albümü yayınlamayı düşünüyorum.

Takip ettiğin, çalışmalarına değer verdiğin sanatçılar var mı? Bir araya geliyor musunuz?

İşin doğrusu uzun zamandır piyasada ismi duyulmuş bir sanatçı ile biraraya gelmiyorum. İsmi duyulmamış yetenkli arkadaşlarımla çalışmalar yapıyorum. Bunun yanında kendi bestelerime ve üretmeye odaklanıyorum.

Bir Burak Canözer Bestesi: Yıldız

 

 

 

 

Önceki Sayfa

"KONUŞMA BOZUKLUĞU BENDE AMA İLETİŞİM KURAMAMA PROBLEMİ HERKESTE"

Sonraki Sayfa

ÜNLÜ EDEBİYATÇILARI, BİR DE EŞLERİNDEN DİNLEYİN

İlkay Göçmen

İlkay Göçmen