EDEBİYATMANŞETSÖYLEŞİYORUZ

YALTIRIK: “TARİHİ ŞAHSİYETLER METAFİZİK VARLIK SANILIRSA GÜLERİM”

 

Mehmet Berk Yaltırık, nam-ı diğer Son Gulyabani aleme korku salmaya devam ediyor.  Gulyabani’nin kavuğunu günümüzde de dik tutan Yaltırık, korku dışında kabadayılık kültürü ve racon/besa üzerine çalışmalarıyla da biliniyor. Her cuma saat geceyarısına vurduğunda Twitter’da zincir (flood) halinde korkulu, tarihli hikayeler anlatıyor.  Bir yandan Tarih alanında doktorasını yapan Yaltırık, bir yandan da gazetecilik yapıyor. Kendisinin bir dev ya da üç harfli olduğundan şüphelenenler bile var. Onun demonik bir varlık olmadığını ispat etmek zor… İyisi mi siz yine de karşılaşırsanız ayakları ters mi kontrol edin…

Son Gulyabani’ye ve son romanına dair ilk kez okuyacağınız detaylar röportajımızda. Fanzinler, dergiler, twitter derken kitaplarla da edebiyat kamuoyunda yer edinmeye başlayan Yaltırık’la müstakil çıkardığı ilk romanı Yedikuleli Mansur üzerine konuştuk.

 

Türkiye seni önce çeşitli dergi ve fanzinlerde, sonra da twitter floodlarında tanıdı. Roman düşüncesi sonradan mı ortaya çıktı hep var mıydı?

-Hep vardı. Öykü yazmak, roman yazmak bir de tiyatro oyunu yazmak hep aklımda vardı. Şimdilik ikisini gerçekleştirebildim. Kurguyla haşır neşir olmak güzel.

Roman sağlam okumalar ve alıntılara dayanıyor. Zaten akademik eğitim anlamında bir tarihçi ve meslek olarak gazeteci olduğunu biliyoruz. Bazı gerçek karakterleri de romanda yeniden kurguladığını  görüyoruz. Tarih ve kurgu arasında dolaşmak nasıl bir his?

-Tarihi ulaşabilen kaynaklar ve tanıklıklara göre öğrenebildiğimiz için onda da çoğu zaman kurgu kaçınılmaz olabiliyor. Zaman tüneli hissiyatı verdiğinden hayli eğlenceli olduğu söylenebilir. Bizden önceki insanların yaşayışlarını hayal etmek, onların dolaştığı yerlerde dolaşmak ilginç geliyor. Nostalji arayışı devreye girdiğinden tarihle hiç ilgilenmemiş herhangi bir kimseyi de çekebiliyor.

YAZILMAYI BEKLEYEN TASLAK ROMANLAR DA VAR…

Bazı bilinen tarihi karakterleri de romanda yeniden kurguluyorsun. Yıllar sonra bazı önemli tarihi şahsiyetler senin romanlarından ötürü gerçekten metafizik, insanüstü varlıklar olarak bilinmeye başlasa ne hissedersin?

-Kahkahalarımı esirgemem açıkçası. Kurguyla gerçeğin karıştırılmasına ilişkin sayısız örnekle karşılaştım. Olmayan sözler, kişiler ve hikayeler üzerinden kurulan tarih yazma çabalarına denk geldim, sosyal medyadaki pseudo history-sahte tarih gruplarını falan biliyorum. Onlar da şimdilik metafizik boyutu fazla zorlamıyorlar.

Yedikuleli Mansur bir ilk roman için kusurları minimize edilmiş iyi bir örnek. Daha önce yazılmış ama yayınlanmamış romanlar da var sanırım?

-Roman taslakları dosyamda birkaç tanesi mevcut. Kimi seri kimi tek ciltlik kurgular. Kimisi fikir halinde. Sadece başlığı ve tek cümlelik açıklaması var. Kimisi bayağı bayağı taslak halinde, oturup yazılmayı bekliyor. Bunların mühim bir kısmı korku ağırlıklı. Birkaç tanesi korkuya pek girmeyen fantastik anlatılar –Yedikuleli Mansur gibi-. Bir-iki tane de fantastik olmayan tarihi roman taslağım var.

“YEDİKULELİ TATAR MANSUR’UN KIRIMLI OLMASINDA KIRIM KÖKENLİ OLMAMIN PAYI VAR”

Romanın karakterini Kırım kökenli bir Tatar olarak seçmenin özel bir sebebi var mı?

-Romanın kurgusunu oluştururken şehre dışarıdan gelmiş ve belli bir aidiyeti olan karakter yaratmam gerekiyordu. Balkanlardan düşündüm ilk ama arayacağı karakter de Balkanlı olduğundan birbirlerini tamamlarlar diye vazgeçtim. Birbirleri için yabancı olmaları gerekiyordu. Bu yüzden Arnavut asıllı Kara Şaban Ağa’nın karşısına Tatar Mansur çıktı. Kırım’ı seçmemde oranın kültürüne ve tarihine (kendim de Kırım kökenli olduğum için) en az Balkanlar kadar aşina olmam etkili oldu.

Roman bazı yerlerde Mansur’un mu yoksa Kara Şaban Ağa’nın mı hikâyesi, karışacak gibi oluyor. Romanın öncülü olan hikâye zaten daha ziyade Kara Şaban’ın sürüklediği bir hikaye idi. Mansur sonradan mı sivrildi bu hikaye için?

-Romanın ilk taslağında Kara Şaban ön plandaydı. Hatta ismi de ilk “Kara Şaban” olacaktı. Mansur kabadayılıkla falan alakası olmayan bir tipti. Sonradan Mansur’un olası dönüşümü ve bu yönde bir ilgisi olsa ne olurdu düşüncesi ortaya bambaşka bir karakter çıkardı. Nitekim “Yedikuleli Mansur” adının romanın başlığı haline gelmesi ve Mansur’un etrafında geçmesi de böyle oldu.

KARA ŞABAN’IN TİPİ VE İSMİ DOSTLARINDAN ESİNLENME

Mansur ve Şaban karakterleri gerçekle ne kadar ilintili?

-Kara Şaban karakterinin sadece modeli (görünüşü) gerçek hayattan alıntıdır. Romanı da ithaf ettiğim arkadaşım Cihan Cebeci tip olarak model oldu. Bu arada isim de daha “Kanlı Pençe” hikayesi yazılırken (2011’de) “Şaban Kara” adlı ikimizin ortak bir arkadaşından esinlenmedir. Bu detayı ilk size söyledim sanırım. Mansur da Kara Şaban gibi kurgu. Mansur’un modeli olmadı, o tamamen kendi zihnimde türedi.

Biz bu kitabın röportajını yapamadan yeni bir öykü kitabın çıktı. Hiç durmuyorsun… Bu kitabın öyküsü ne?

-Okurlar yeni kitaplar bekler diye gece gündüz çalışmaktayım. En son Anadolu Korku Öyküleri-3 Yılgayak’la Karanlık Yılbaşı Öyküleri-Aralıktan Sızan Karanlık adlı seçkilerde yer aldım. Korku öyküleriyle dolu. Kendi yazdığım eski Gölge e-Dergi öykülerinden oluşan öyküler de korku seçkisi, Gölgeli Öyküler başlığını taşıması bu yüzden. İlk dönem hikayelerimden seçtiğim ikisi novella toplamda 15 öyküden oluşuyor.

Yakında hangi projeler var?

-Şu an ikinci romanım üzerinde çalışıyorum. Trakya, Rumeli mıntıkasında geçen, korku dozu yüksek ve bir ucu tarihi bir mevzu. Bitirdikten sonra duyuracağım.

Önceki Sayfa

ELİKBANK: "HAYAL DÜNYASINDA MESAİ GÜNÜ GÜNÜNE YATAR!”

Sonraki Sayfa

BARSELONA’DA KRAL HALİKARNAS İLE TUHAF BİR BULUŞMA

Ahmet Balcı

Ahmet Balcı