ESİNTİMANŞETSÖYLEŞİYORUZ

ŞAHMERAN AŞKINA MEFTUN BİR SANATÇI: FAİRUZ AYGÜL

Mitolojik bir efsane olarak kayıtlara düşüyor Şahmeran. Yani yılanların şahı. Kültürümüzde yarı insan, yarı yılan olarak tasvir ediliyor.  Adının kökeni İran-Pers kültüründeki ‘şah-ı meran’dan geliyor. Efsanenin Türkiye’de varlığını sürdüren alanlar ise Tarsus, Mardin, Cizre ve Nusaybin… Bir eğitimci olan Fairuz Aygül de aynı zamanda kendisini bu kültürün tanıtımına adamış bir resim sanatçısı. Mitolojik kahraman Şahmeran, efsunlu hikâyesini onun sanatıyla Anadolu’nun dört bir yanında lisan-ı hal ile anlatmaya devam ediyor.

2013 yılında resimlerim de farklı tekniklere yöntemlere yöneldim. Taş sanatı ile tanışıp sayısız taşa ruh verip şekillendirmeye başlamıştım. Ta ki 2014 yılında Şahmeran bende can bulana dek. Artıķ tek konum Şahmeran olmuştu.

“2013 yılında resimlerimde farklı tekniklere yöntemlere yöneldim. Taş sanatı ile tanışıp sayısız taşa ruh verip şekillendirmeye başlamıştım. Ta ki 2014 yılında Şahmeran bende can bulana dek. Artıķ tek konum Şahmeran olmuştu.”

“ŞAHMERAN BENDE 2014’DE CAN BULDU”

Anaokulu öğretmenisin. Ancak arşivinize baktığımızda bir resim tutkusu ön plana çıkıyor. Sanata yolculuğun nasıl başladı?

Çocukluk döneminde elimden kalem kağıt düşmezdi. Ortaokul döneminde resim öğretmen, yeteneğimi keşfetti. Onun da katkılarıyla, yarışmalarda dereceler aldım. Bu resme karşı ilgimi daha da artırdı. Bu süreçte ailemin desteğini pek görememiştim ve yanlış yönlendirmelerle kendimi çocuk gelişim branşında buldum. Okul öncesi öğretmenliği yaparken bir yandan hobi olarak devam ettiğim resim sanatı artık hobi olmaktan çıkmıştı. 2013 yılında resimlerimde farklı tekniklere yöntemlere yöneldim. Taş sanatı ile tanışıp sayısız taşa ruh verip şekillendirmeye başlamıştım. Ta ki 2014 yılında Şahmeran bende can bulana dek. Artıķ tek konum Şahmeran olmuştu.

Yarı yılan, yarı insan, yılanların şahı. Dişi yılana verilmiş olan bir efsane. Lokman Hekim’e kadar uzanıyor. Murathan Mungan'ın dediği gibi "Bin yıldır masal tadında, ağızdan ağza yayılıp duruyor.’

Yarı yılan, yarı insan, yılanların şahı. Dişi yılana verilmiş olan bir efsane. Lokman Hekim’e kadar uzanıyor. Murathan Mungan’ın dediği gibi “Bin yıldır masal tadında, ağızdan ağza yayılıp duruyor.”

“YILAN BANA ‘ŞAHMERAN CAN BULMALI’ DİYE FISILDADI”

Tabi bu, kariyerini eğitimci kimliğinin yanında bu alanda da sürdürmeni sağladı. Şahmeran’a özel ilginin bir sebebi olmalı? 

Bence başlangıç için neden gerekmiyor. Taş boyama sanatıyla ilgilenirken Eski Foça sahillerinde taşları toplayıp, onlara ruh verirken; Şahmeran’ı da bu taşlarla buluşturmalıyım dedim ve günlerce konuma uygun taş aradım. Nihayet o gün gelmiş, doğa beni duymuştu. Gönülden istenen her şey bir gün kapımızı çalacaktı. Bu bir tılsımdı. Öyle bir taş buldum ki, yılanı bana fısıldadı ‘Şahmeran can bulmalı’ diyordu. Taştaki yılan, kafasındaki kabartı, göz oyuntusuna kadar ‘Ben buradayım’ der gibiydi. Kariyerimi artık okul öncesi öğretmeni olarak değil 2014 yılı itibariyle Şahmeran sanatçısı olarak sürdürmeye karar verdim.

“Öyle bir taş buldum ki, yılanı bana fısıldadı ‘Şahmeran can bulmalı’ diyordu. Taştaki yılan, kafasındaki kabartı, göz oyuntusuna kadar ‘Ben buradayım’ der gibiydi.”

Şahmeran’ın hikâyesinden bahseder misin?

Yarı yılan, yarı insan, yılanların şahı. Dişi yılana verilmiş olan bir efsane. Lokman Hekim’e kadar uzanıyor. Murathan Mungan’ın dediği gibi “Bin yıldır masal tadında, ağızdan ağza yayılıp duruyor.’ İsmini Farsça da yılanların şahı adı anlamına gelen ‘şah-ı meran’dan alıyor. Şahmeran’ın Tarsus’a ilçesinde yaşadığına inanılmakta. Hatta Ceyhan ve Cizre’de yaşadığına dair de söylentiler var. Bir rivayette, Şahmeran’ın öldürüldüğünü yılanların bilmediği anlatılır. Bunu öğrenmeleri halinde ise şehri istila edeceği iddia edilir.

“MARDİN’DE CAM ALTI SANATIYLA YAŞATILIYOR”

Şahmeran’ın tasvirine ilişkin Mardin’de özel sanatsal çalışmaların gerçekleştirildiği biliniyor…

Evet… Bu efsane Mardin’de cam altı sanatıyla yaşatılmaya çalışılıyor. Şahmeran ustaları tarafından yapılan cam altı eserler, bakır işlemeleri, evlerin duvarlarını, iş yerlerini, otelleri süslemekte. Bolluk ve bereket getirdiğine inanılıyor.

4 YILDA 70 ESER

Senin Şahmeran eserlerine dönelim…Kaç esere imza attın?  

Neden benim tablolarım bu şehre ait olmasın diyerek 4 yılda 70 esere imza attım. Hüznün aynasındaki Şahmeranımın hikayesi, hayalden gerçeğe dönüştü. Bu yıl Mart ayında Mardin Müzesi’nin katkılarıyla ikinci kişisel sergimi de açtım. Bütün hayatım Şahmeran oldu diyebilirim. Tabi, hikayemin kahramanı Murathan Mungan’ın da bunda payı var. Cenk Hikayeleri kitabındaki ilk hikaye, ‘Şahmeran’ın Bacakları.’ Gizemli sokakları, dinler ve dillerin kardeş olduğu, uygarlığın beşiği Mardin, beni bu hikayeye sürükleyen, ruhumu iyileştiren taş diyarım oldu diyebilirim.

“Neden benim tablolarım bu şehre ait olmasın diyerek 4 yılda 70 esere imza attım.”

Eserlerine eleştiriler nasıl?

Ben eserlerimi sosyal medyada paylaşıyordum. Takipçilerim her zaman beğeni ile karşıladı. Hatta İstanbul’da ve Ankara’da ne zaman sergi açacağımı soranlar oldu. Sergilerimde de yeni insanlarla tanıştım. Herkes beni kutluyor, tablolarımda kullandığım taşları hayranlıkla izliyordu.

Bez bebek dikim atölyeleri oluşturarak da birçok kadına ulaştım. Şimdilerde bez bebek sergisi hazırlamak için çalışıyorum.

“Bez bebek dikim atölyeleri oluşturarak da birçok kadına ulaştım. Şimdilerde bez bebek sergisi hazırlamak için çalışıyorum.”

BEZ BEBEK SERGİSİNE HAZIRLANIYOR

Resim sanatı dışında bir uğraşın daha var. O da bez bebekler. Bir nevi mitolojik bir efsaneden daha somut bir sanatın üretim aşamasına geçiş…Bu geçişler seni yoruyor mu?

Hayata ve topluma faydalı, örnek bir birey olarak yaşamaya çalışıyorum. Öğretmen olduğum için de çocukların enerjisine kaynak olmam gerekiyor. Bu, insanın kendisini geliştirmesini, okumasını ve üretmesini gerekli kılıyor. İşte bu çabanın bir yansıması diyebiliriz. Resim dışında folklorik bebekler tasarlamaya çalışıyorum. TÜBİTAK Projesi ile savaş mağduru çocuklar, gençler ve kadınlarla tanışma, onlarla sanatsal atölyeler oluşturma fırsatım oldu. Bez bebek dikim atölyeleri oluşturarak da birçok kadına ulaştım. Şimdilerde bez bebek sergisi hazırlamak için çalışıyorum. Atölye çalışmalarında sona yaklaştım. İzmir’de Şahmeran temalı bir sergi açmak da hedeflerim arasında. Bir yandan da bu projeyi hayata geçirmek için çalışıyorum.

Neden benim tablolarım bu şehre ait olmasın diyerek 4 yılda 70 esere imza attım. Hüznün aynasındaki Şahmeranımın hikayesi, hayalden gerçeğe dönüştü.

 

Önceki Sayfa

ÜNLÜ EDEBİYATÇILARI, BİR DE EŞLERİNDEN DİNLEYİN

Sonraki Sayfa

SEN GİTTİN ADIN KALDI, DOSTLAR SENİ HATIRLIYOR...

İlkay Göçmen

İlkay Göçmen