EDEBİYATMANŞETRÖPORTAJSÖYLEŞİYORUZ

Ümit Nar: “İzmir Okuru Yaptığımız İşe Yeniden İnanmamızı Sağlıyor”

Ümit Nar, ünlü Beyoğlu Sahaflar Çarşısı’nın (Aslıhan Pasajı) sahaflarından. Onunla tanışıklığımız İstanbul’da üniversite okuduğum yıllara kadar gidiyor. Şimdilerde Beyoğlu Sahaflar Derneği’nin başkanlığını da yürüten Nar ile İzmir’de bir araya geldik. Bol kitaplı, yazarlı, İzmirli, İstanbullu, geyikli bir sohbette bulunduk. Sahaflığın meselelerinden, edebiyatın meselelerine gezindik durduk. Derneğin 9-17 Haziran tarihlerinde gerçekleştireceği Kadıköy Sahaf Fesivali hakkında da konuştuk. Ekim’in ilk iki haftası için planlanan İzmir Sahaf Festivali projesine de değindik. Festivalin ilk müjdesini de buradan vermiş olalım.

Ümit abiye İzmir’de bir ‘sahhaf’ festivali düşüncesinin nasıl şekillendiğini soracak oluyorum. Ben çift h ile sorunca önce sahaf kelimesiyle başlama lüzumu görüyor: “Kavramsal, belki dikkat çeken belki gözden kaçan bir noktadan başlayayım. Aramızda da tartıştığımız ama çoklukla büyüklerimizin ‘çift h’lidir efendim’ demeleriyle kapanan sahaf mı sahhaf mı konusu. Aslı “Sahhaf” elbette, kökence geldiği Arapça söylenişe uygun şekilde. Lakin kullanırken, Türkçe pratikte bir ‘h’ düşmüş ve ‘sahaf’ olarak kullanılmaya devam etmiş. Şimdi de çoğunlukla böyle kullanılıyor.” Diyor ve gülerek ekliyor Ümit abi; ”Her durumda ‘sahafçı’ denmesinden iyidir :)“

Peki kimdir Ümit Nar? Kebikeçler diyarından bir misafir midir yoksa bizim gibi bir insan mıdır, neden bu festivallerle uğraşır, süreç nasıl gelişti bunu merak ediyorum. Her şeyden önce “işini severek yapan ve düzgün yürütülmesi için gayret sarf edenlerden biriyim.” diyor ve başlıyor anlatmaya:

Yaz başında Kadıköy, Ekim’de de İzmir…

“Meslek ve meslek içeriği ile ilgili kavram kargaşasından rahatsız olanlardanım. İki tane ikinci el kitap bulunca ‘Sahaf kitabı gelmiştir.’ yazanlardan; tabelasına sahaf yazıp korsan kitap satanlardan… Okuma yazması şüpheli olup, sosyoloji kitabı sorana polisiye-gerilim önerenlerden muzdaribim. Diğer taraftan da ticari fuarlardaki kira ücretlerinin boyumuzu aşmasından, pıtrak gibi biten kimileyin aynı ilçede aynı anda iki tane yapılmaya başlanan ‘kitap fuarları’ndan dertliyim. Katıldığımız kimi fuarlarda GBT sorulmasından ayrıca huzursuzum. Hâl böyleyken, örgütlenebildiğimiz bir çatımız da olunca harekete geçtik. Öncelikle özgüvenimizi kazandıran ve manen çok tatmin eden Beylikdüzü Sahaf Festivali’ni (30 Ağustos-10 Eylül), bir süre sonra Haydarpaşa Sahaf Festivali’ni yaptık. Şimdi de oradaki rüşt ispatımızın getirisiyle Kadıköy Sahaf Günleri’ni yapıyoruz. 9-17 Haziran tarihleri arasında Ali Suavi sokakta, yine çok güzel olacağını düşündüğüm bir etkinliğe imzamızı, Kadıköy Belediyesi ile birlikte atacağız. Belediyeler, gücümüzün yetmediği imkân ve kabiliyetlerde, kolaylaştırıcı olarak çok önemli.”

“İzmir Belediyesi Sahaf Fesitvali’ne çok ilgili ve olumlu yaklaştı”

Bu bağlamda, İzmir’de de bir sahaf festivali yapmak istediklerini belirtiyor: “Burası, müthiş güzel, keyifli bir şehir. Eğitim seviyesi yüksek, kitap okuma oranı Türkiye’de en üstlerde. Tüyap’ta da şahit olduğumuz gibi sahaflara güzel bir ilgi var. Okur bilinçli, nitelikli, sorduklarıyla kimi zaman gözümüzü parlatıp, yaptığımız işe yeniden inanmamızı sağlayan cinsten. O halde, burada da özene bezene geleceğimiz bir festival niye yapmayalım ki?”

İzmir’de 2018 yılında Ekim’in ilk haftası yapılması düşünülen İzmir Sahaf Festivali projesi ne hangi aşamada, diye soruyorum: “Konu hâlâ netleşmedi, görüşmelerimiz sürüyor. Büyükşehir Belediyesi’nin çok ilgili olduğunu ve çok olumlu yaklaştığını söyleyebilirim. Proje dosyamızı hazırlıyoruz, yakında sunacağız. Eğer onay alırsa -ki alacağına tüm kalbimle inanıyorum. Kültürpark’ta, yarısı İzmir’den yarısı İstanbul’dan otuz arkadaşımızın katılımıyla muazzam bir organizasyona imza atacağız.”

“İzmir bu nefaseti hak ediyor”

Ümit abi, diyorum, bu sahaf festivali ne vaat ediyor İzmir okuruna? O da beni benzerlerini İstanbul’daki sahaf festivallerinde yaşadığım gerçekleşmesi pek olası tatlı bir tahayyüle davet ediyor: “Şöyle düşün: Alana gireceksin, sağlı sollu stantlar… Stantlarda çok güzel, sayısını yüz elli binle ifade edebileceğim kitaplar, dergiler, efemeralar, belgeler… Bir arkadaşımız alçak tondan pikapta Zeki Müren çalıyor, ilerde gençler kitap kurcalıyorlar, eski dergilere bakıp gülüşüyorlar… Stantların arka tarafında çok önemli isimlerin söyleşileri devam ediyor… Orta yerde ya bir klâsik müzik ekibi ya da belki sokak müzisyenleri şahane parçalar çalıyor… Kimi okur stant aralarında İzmir kent tarihi başta olmak üzere, beş-altı konuda hazırlanmış sergi alanlarını geziyorlar. Bu şehir böyle bir on beş günü hak etmiyor mu? Seneye yapılacak olanı ilk günden iple çekeceği, hasretle bekleyeceği; ne kadar dolaşsa, kitap alsa, sohbet etse tadı damağında kalacak bir nefaseti İzmir hak ediyor. Biz de hak ediyoruz. Huzur içinde; pırıl pırıl, aydınlık okurlarla geçireceğimiz on beş gün bize de çok şey katacaktır, eminim. Şairin dediğinden mülhem, İzmir kitap kitap da İzmir koksun bakalım:) “ diyor gülerek; “Benim heyecanım böyle.”

“Hiçyoklar listemi alıp geleceğim!”

Dikkatli okurlarımız fark etmiştir. Ümit abi Aslıhan Pasajı’ndaki ünlü Hiçyoklar Listesi’nin sahibidir aynı zamanda. Peki İzmir’de yerini alacak mı bu liste: “Elbetteki meşhur ‘Hiç yoklar’ listemi alıp geleceğim. O liste biliyorsun, esasen çoğu gayet şahane kitapları içeren, benim de zevkle okuduğum; ama bu ara kültür endüstrisinin parlattığı, instagram fincanlarının yanına sıkışmış mazlum kitaplardan müteşekkil bir liste. ‘Atarlı sahaf’ ünvanını ben o listeyle kazandım! Kaybetmeye de niyetim yok.”

Önceki Sayfa

Nebil Sayın ve Gökhan Bölükçü Çukur İçin Stüdyoya Girdi

Sonraki Sayfa

50. Sanat Yılında Selim İleri: "Yazmanın Metafizik Olduğuna İnanıyorum"

Ahmet Balcı

Ahmet Balcı