SİNEMASİNEMA İNCELEME

İstanbul’u Dinleyelim Kedi Miyavlamasıyla

Paris UGC Cine Cite Les Halles’deyiz. Salon tıklım tıklım değil ama baya dolu. Şaşırıyorum. Çünkü birazdan izleyeceğimiz film Hollywood’un blockbusterlarından değil, 2016-2017 Türkiye sinemasının mırmırlayan filmi “Kedi”. Fransızlar Kedi: Des Chats et Des Hommes/ Kedi: Kediler ve İnsanlar diye uzatmış başlığı, biraz da Fransız romantizmiyle. İçeride her türden insan olması Türk sineması adına sevindiriyor beni. Almanya’da daha çok Almanya’daki Türklere hitaben vizyona sokulan ucuz komedi filmlerinden değil ya Kedi, mutlu oluyor insan.

İSTANBULLULAR VE İSTANBULLU KEDİLER ARASINDAKİ İLİŞKİ

Hikayesi basit aslında Kedi’nin, dünyanın başka bir şehrinde görmenin pek mümkün olmadığı İstanbullular ve İstanbullu kediler arasındaki ilişki ele alınıyor. Bunun için 7 kedi seçmiş Ceyda Torun. Birkaç kişi ile mülakat yapılarak oluşturulan kuru bir belgeselcilikle değil tabi. Kedi’nin kurgusunda nihayet kediler var, bu kedilerin de hikayeleri. Dikkat etmişseniz anlamışsınızdır. Her kedinin sureti farklıdır, ayrı bir kişiliği vardır. İşte yönetmen Ceyda Torun böyle bir hassasiyetle İstanbul kedilerinin peşine düşmüş ve her birinden insani-kedivari hikayeler çıkarmış. Kedi kuyruğu takip eden kamerayla bu hikayeler daha da yakınlaşmış.

Kedi’ye konuk olan her kedinin ismi de belli, yaşadığı muhitte. Buradaki insanlarla da konuşmayı ihmal etmiyor başarılı yönetmen. Kedi etrafında dönen ilginç hayatları bir bir sıralıyor, ve Fransızların başlığa kattığı insan eklemesi burada bir bütünlük kazanıyor, kedi ile İstanbullunun birleşen hikayesinden inanılmaz ayrıntılar çıkıyor.

İZLEMESİ KOLAY, GÜLDÜRÜCÜ, HEYECAN VERİCİ

Torun’un değindiği noktalardan birisi de değişen kent yaşamının kedilerin yaşamına yaptığı etki. Bir şekilde kente uyum sağlamış olan kedilerin zamanla kısıtlanan yaşam alanlarının ne denli olumsuz sonuçlar doğurabileceği. Haklı da Ceyda Torun. Her oturulan bankın yanında birden ortaya çıkan kedilerin beslenme ve barınmaya, daha çok yaşam alanına ihtiyacı var.

Çok çetrefilli bir belgesel değil Kedi, izlemesi kolay, güldürücü, heyecan verici. Söz konusu kedilerin peşine düşmek olunca çekimin kolay geçtiğini söylemek mümkün değil elbet. Mavi Işıklar şarkılarıyla daha bir yerelleşen Kedi filmini Fransızlar güle güle izledi, darısı “”yellenmeye” değil Kedi Sarı’nın yavrularına yiyecek taşırken yaşadıklarına gülebilenlerin başına.

Önceki Sayfa

Bir Gergedanın Düşündürdükleri...

Sonraki Sayfa

Tahsin Hasoğlu: İnternet Varken Yapımcı Peşinde Koşmak Artık Anlamsız

Muhammet Tarhan

Muhammet Tarhan