MANŞETSİNEMA İNCELEMEUncategorized

Aynalar Her Zaman Gerçeği Olduğu Gibi Yansıtır Mı?: Mirrors 1-2

-Bünyamin Tan, Yazar.

Ayna ve yansıma… İnsanoğlunun suda yansımasını gördüğü günden beri hayatımızda olan iki kavram… Urşanabi’nin Gılgamış’a ölümsüzlük iksirini bulması için yapmayı önerdiği eşya… Narkissos’u kendine âşık eden ve ölümüne sebep olan yansıma… Afrodit ile Hermes’in oğlu Hermafrodit’i metamorfoza uğratan… Şarap tanrısı Dionysos’un ölmeden önce gördüğü, bilgeliğinin sembolü olan nesne. Altın kadar değerli bir nesne olduğu Mısır’da Hathor’un simgesi… Azteklerin yaratılış mitolojisindeki Tezcatlipoca, sigara içen bir aynadır. İnkaların savaş ve fetih sembolü… Keltlerin aşk tanrısı Mermaid’in vazgeçilmez eşyası… Etrükslerin doğum tanrıçası Tinia’nın bolluk ve bereket simgesi… Çin’in ışık tanrıçası Lei Gong’un elinde de  sürekli ayna vardır. Şintoizm’de ay tanrısı Tsukiyomi’nin sembolüdür de. İlk semavi din olan Yahudiliğin bazı ayinlerinde de aynaya rastlanır.

Peki ruhsal âlemle olan ilişkisi nedir?

Bengal Körfezi’nde yaşayan Andamanlılar, insanın ruhunun aynadaki yansıması olduğuna inanır. Yeni Gineli Motumotular, aynaya ilk defa baktıkları zaman kendi ruhlarını gördüklerini düşünürler. Burmalılar, ölen annenin peşinden giden bebeğin ruhunu getirmek için annenin cesedinin yanına ayna koyarlar. Eskiden Çin’de evleri kötü ruhlardan korumak için pirinç aynalar kullanılırdı. Koruyuculuk özelliği vardı. Japonlara göre ayna insan veya tanrının ruhunu taşıyan bir semboldür.

Memorat İnanç Sarmalının Bir Yansıması

Ve biz Türklerde öte aleme açılan bir kapı… Gelecekten haber vermenin bir yolu, iblisleri ve kötü ruhları kaçırmak için kullanılan bir araç ve aynı zamanda kötü ruhları biriktiren bir cisim… Anadolu’da özellikle geceleri uzun süre aynaya bakmanın cinleri musallat edeceğine inanılır. Pek çok kültürde de benzer inanışlar mevcut. İşte bu tam da Alexandre Aja’nın ilham kaynağı olan inançlar bütünü…. Senaristliğini, yönetmenliğini ve yapımcılığını üstlendiği Mirrors serisi, öte âlem ile bu âlem arasında kötü ruhlar için köprü görevi gören bir hikâyeyi ele alıyor.

ABD,  Romanya ve  Almanya ortak yapımı olan bu film 2008 yılında izleyiciyle buluştu. Başrolde Kiefer Sutherland’ı Ben Carson karakteriyle, Amy Smart’ı kardeş Angela Carson, Paula Catton’ı eş Amy Carson, Jason Flemyng’i detektif Larry Byrne ve Cameron Boyce’u da oğul Michael Carson karakterleriyle görüyoruz. Film aynalarla ilgili halk arasındaki memorat dediğimiz inanç sarmalının bir yansıması olarak karşımıza çıkıyor.

İkinci Filmde Senaryo Aynı Tadı Vermiyor

Serinin ikinci filminde yönetmen koltuğunda Victor Garcia var. Senaryo Matt Venne ve  Sung-ho Kim’e ait. Yapımcılar ise Betsy Danbury ve Nick Thurlow. Başrolde Nick Stahl’ı Max Matheson, Christy Carlson Romano’yu Jenna Mccarty, Stephanie Honore’u Eleanor, Jenny Shakesshaft’ı Kayla ve William Katt’ı Jack Matheson karakteriyle görüyoruz. İkinci film, diğer pek çok seri filmlerde olduğu gibi ilk filmin gölgesinde kalıyor ve anlamsız tekrarlardan (ki kötü tekrarlar) öteye gidemiyor.

İlk film, Gary Lewis adlı bir güvenlik görevlisinin korku içerisinde metro istasyonunda koşuşturmasıyla başlar. Can havliyle girdiği odada kendisinden geçtiği varlık aynanın içinden ona ulaşır ve yaşamına son verir. İkincisi Ben Carson isimli eski polis memurunun hayatıyla başlar.

Ben, bir polis arkadaşının hayatına son vermiş ve bu sebeple depresyonda olan bir adamdır. Ruhsal bunalımı hem işini hem de ailesini kaybetmesine neden olmuştur. Kendisini toparlamak için iş aramaktadır ve eski, yanmış bir avm olan Mayflower’da gece bekçiliği işi bulur. Bu avm, karanlık bir geçmişi olan St. Matthew Hastanesi’nin üzerine kurulmuştur. Bir gün bir avm çalışanı buradaki aynaları yok etmek için tüm binayı ateşe vermiştir. Hastanenin geçmişiyle bu trajik olayın arasındaki bağı çözecek olan da Ben Carson’dır.

Aynadaki Gariplik…

Ben, işteki ilk gecesinde aynalardaki garipliği fark eder. Fakat ertesi sabah evindeki aynada yansımasını çarpık görene kadar bunun üzerinde çok da durmaz. Aynalarda ilk dikkatini çeken şey el izleridir. Tıpkı eski inanışlarda kötü ruhların hapsolması gibi. İlk inançsal motif burada karşımıza çıkar. Aniden ortadan kaybolan Gary Lewis’in cüzdanını bulması ve onun bir metro istasyonunda bir ayna parçasıyla kendini keserek öldürdüğünü öğrenince olayların sarpa sarmaya başladığını anlar. Duyduğu bir kadın çığlığını ayna sayesinde yansıma olarak gördüğünde de ölü ruhların ayna içerisine hapsolduğunu ve aynaların cehenneme açılan kapılara dönüştüğünü fark eder.

Kardeşi Angela ve eski eşi Amy’ye olanları anlatsa da onları inandıramaz. Yaşadıklarının geçirdiği stresli dönemden olduğunu sanırlar. Fakat gerçek öyle değildir. Bir gece aynadaki yansıması alev aldığında yanma hissine kapılan Ben, bunun nedenini aynadaki ruha sorduğunda tek kelimelik cevap alır: Esseker!

Bir gün eski, ölen güvenlik görevlisinden bir paket alır. İçerisinde Mayflower’daki yangın ve burayla irtibatlı olan kişilerin etraflarında gerçekleşen ölüm vakalarında aynaların suçlandığını fark eder. Konuyu araştırmaya karar verir. Üzerinde durduğu isim Esseker’dır; fakat yaptığı araştırmalarda bir türlü bu isme ait bir kayıt bulamaz.

Aynalarla Kaplı Odada Ne İstediğini Anladı…

Avm’yi yakan çalışanın ifadesinde de Esseker ismini duyunca doğru yolda olduğunu anlar. Fakat bu isim hala onun için bir muammadan öteye gidemez. Kız kardeşi Angela’yı evde feci şekilde ölmüş olarak bulunca aynaları yok etmeye karar verir. Hatta eski eşinin evindeki tüm yansıma yapabilecek nesnelerden kurtulmaya çalışır. Fakat başarılı olamaz. Çünkü ayna içindeki şeytani varlığın ondan istediği şeyi henüz bulamamıştır. Bir gece bodrum katta dolaşırken, eski hastane kalıntıları içerisinde aynalarla kaplı bir oda keşfeder. Hastane kayıtlarını araştırınca Anna Esseker’ın adına ulaşır.

Anna, şizofreni teşhisiyle hastaneye yatırılmış genç bir kızdır. Doktor Kane, onu tedavi etmek için aynalı oda terapisi uygular. Bu yolla onu sorunlarının yansımasına maruz bırakıp ruhsal durumunu aşmaya yardımcı olacağını sanır. Fakat Anna’yı ele geçiren varlık bu sayede aynalarla insanlara musallat olmanın yolunu bulmuştur. Bir gün tüm hastalar bir koridorda toplanmış ve ölü halde bulunmuşlardır. Fakat ruhları bu dünyayı terk etmemiştir. Aynalar onların ruhlarını biriktiriyordur. Ve Ben Carson aynanın istediği şeyi anlamıştır: Anna Esseker.

Artık Her Şey Ters Yüz Olmuştur…

Eski hastane kayıtlarından ailesinin adresine ulaşır. Onun hastaneye yatmadan önce şeytani bir varlığın tesirine girdiğini ve her çareyi denemelerine rağmen bir türlü sonuca ulaşamadıklarını öğrenir. Doktor Kane’in Anna’yı tedavi etmeyi kabul etmesi üzerine hastaneye yattığını ve o malum gecede öldüğünü dinler. Fakat gerçek bambaşkadır. Anna o olaydan iki gün önce taburcu olmuştur. Israrı üzerine onun St. Augustine Manastırı’nda rahibe olarak hayatına devam ettiğini öğrenir. Ona ulaşır ve kendisini ve ailesini kurtarması için ondan yardım ister. Aynalı odaya tekrar gelir ve Anna’yı oradaki hasta sandalyesine bağlar. Şeytan istediğini almıştır ve tüm aynalar birden parçalanarak tüm ruhları serbest bırakır. Bu kötü ruhlar artık Anna’nın içindedir. Ben, Anna’nın içine giren varlıktan kurtulmak için mücadele verirken gaz hattında patlamaya sebep olur. Güneş doğduğunda yıkıntılar arasından çıkan Ben bir tersliği fark eder. Her şey terstir! Bir dükkan camekanında bir el izi olup çıkmıştır. Aslında kurtulduğunu sandığı ayna onun ruhunu da koleksiyonuna katmıştır.

İkinci filmin konusu ise klasiktir. Acılar içerisinde öldürülen ve ruhu huzur bulmayan bir genç kızın intikamı söz konusudur. Max, bir yıl önce nişanlısını neden olduğu bir trafik kazasında kaybetmiştir ve suçluluk duygusuyla yaşamaktadır. Babası Mayflower’ı satın alıp yeniden işlerlik kazanmasını sağlayan iş adamı Jack Matheson’dır. Oğlunun toparlanması için görevden ayrılan gece bekçisinin yerine işe başlamasını sağlar.

Silinen Videolar ve Genç Kızın Cesedi…

Max, ilk geceden aynalarda bir gariplik olduğunun farkına varır. Öldürülen genç kızın ruhunu aynalarda görmektedir. Bu sırada avm’deki üst düzey çalışanların ölüş biçimlerini aynalarda görmeye başlar ve bu kişilerin tam da gördüğü şekilde ölmeye başladığını görünce işlerin çığırından çıktığının farkına varır. Bir gece vardiyasında bazı video kayıtlarının eski güvenlik tarafından silindiğini fark eder. Bu videonun tarihiyle avm’nin eski çalışanlarından olan ve halen kayıp olan genç kızın kaybolduğu gecenin aynı geceye tesadüf etmesiyle olayların farkına varır.

Eski güvenlik görevlisinden kayıtları silmesini isteyen kişinin mağazanın genel müdürü olduğunu öğrenince avm’yi baştan aşağı arar. Genç kızın cesedine ulaşır. Şirketin bir gece yemeğinde genç kızı birlikte sarhoş etmişlerdir. Daha sonra genel müdür kıza tecavüz etmiş ve kız ayılınca paniklemiş, onu boğarak öldürmüştür. Ruhu aynalar yoluyla intikamını almış ve hepsini öldürmeye başlamıştır.

Aynalar Gerçeği Olduğu Gibi mi Yansıtır?

İki filmde aynalarla ilgili işlenen motiflere bakalım. İlk filmde öte âleme açılan, ruhları biriktiren ve kötü ruhların aracı olan ayna motifini görüyoruz. İkinci filmde ise gelecekten haber veren bir araç olarak karşımıza çıkıyor. Her iki filmde de aynadaki yansımalar aslında o insanların gerçek ruhudur. Geceleri uzun uzun bakıldığında öte taraftaki kötü ve şeytani ruhları harekete geçiren bir semboldür aynalar.

Aynaların gerçeği olduğu gibi yansıtan eşyalar olduğu söylenir. Gerçekten öyle mi? Bu seriyi izledikten sonra buna inanıp inanmamayı bir daha düşüneceksiniz. Acaba gerçekleri gerçekten olduğu gibi mi yansıtıyorlar? Korku severler için güzel bir seri film. İyi seyirler…

Kaynaklar:

Necati SÜMER, Mitolojik ve Dinsel Bir Sembol Olarak Ayna, Uluslararası Sosyal Araştırmalar Dergisi, Cilt: 10, Sayı: 52, Ekim 2017, s. 1367-1375.

Mirrors 1, https://www.sinemalar.com/film/20484/aynalar

Mirrors 2, https://www.sinemalar.com/film/45028/aynalar-2

Önceki Sayfa

Kazak Dombrası Nasıl Doğdu?

Sonraki Sayfa

Aşktan Bahsetmedik Hiç!

Kolektif Sanat

Kolektif Sanat

Sanat bizim için