MANŞETSÖYLEŞİYORUZ

VOLKAN SEVERCAN: OYUNCULUK KRİTERLERİ GÜZEL ÇİRKİN VE YAKIŞIKLI KAVRAMLARINA İNDİ

İlkay Göçmen- İZMİR
Türkiye’nin sevdiği ünlü oyuncu ve seslendirme sanatçısı Volkan Severcan, oyunculuk mesleğine girmenin günümüzde çok kolay hale geldiğini ancak yukarıda kalıcı olmanın belli donanımlar gerektirdiğini söyledi. Kriterlerin, güzel- çirkin- yakışıklı kavramlarına kadar indiğini vurgulayan Severcan, ”Kaç tane dönemsel meşhur insan vardır?” diye sordu.
Volkan Severcan, Genç Liderler ve Girişimciler (JCI) Derneği İzmir Şubesi’nin misafiri oldu. Hilton Otel’de düzenlenen programın açılışında konuşan JCI İzmir Şube Başkanı Altuğ Türkdalı, gerçekleştirdikleri faaliyetlerle ilgili bir sunum yaptı. Dernek olarak bundan sonraki süreç içerisinde düzenleyecekleri organizasyonların da tanıtımını yapan Türkdalı, Türkiye’nin sevilen sanatçılarından Volkan Severcan’ı konuk etmekten duydukları memnuniyeti dile getirdi.
Daha sonra konuşan Severcan, oyunculuk macerası ve sektörün içerisinde bulunduğu duruma ilişkin samimi açıklamalarda bulundu. İzmir’de hukukçu bir ailenin çocuğu olarak dünyaya geldiğini ve bu mesleğin ne kadar zor olduğunu gayet iyi bildiğini aktaran Severcan, “Özellikle 1980 döneminde babamın duruşmalardan gelip hüngür hüngür ağladığına tanık oldum. Dolayısıyla kendimi bu meslekten uzaklaştırmanın yollarını arıyordum. Üniversite sınavına girdiğimde 18 tercih yapabiliyorduk. Bu tercihin 17 tanesi hukuk üzerineydi. Bir tane de araya 3’üncü  tercih olarak İşletme bölümünü yazmıştım. İşletmeyi kazandım. Ardındankonservatuvarı deneyeceğimi söyledim. Hayatım onun üzerine kurgulandı. Şimdi 51 yaşındayım. saçım beyazlamadı. Bunun mutlulukla ilgili olduğunu düşünüyorum. İnsanların eğlendiği yerdeyim. İnsanların mutlu olduğu yerde hayatımı devam ettiriyorum” diye konuştu.
“BU MESLEKTE TUTUNMAK İÇİN FİZİKSEL VE DÜŞÜNSEL DONANIM GEREKLİ”
Tiyatro sahnesinin hiç ara vermeden devam ettirdiği işlerden birisi olduğunu belirten Severcan, meslekte tutunmak için gerekli olan argümanlara dikkat çekti. Severcan, şunları söyledi:  “Bizim mesleğe girmek çok zor bir şey değildir. Hele hele günümüzde daha kolay bir hale geldi. Hatta kriterler, güzel, çirkin, yakışıklı- yakışıklı değil kavramlarına kadar indi. Fakat meslekteki sürdürülebilirlik çok karışıktır. Mesleği devam ettirebilmek çok acayiptir. Bir şekilde yukarı çıkıyorsunuz fakat orada kalmak çok kolay bir şey değil. Bugün hayatı gözünüzün önünden geçirin. Kaç tane dönemsel meşhur insan vardır? Kaç tanesinin adını dahi hatırlamıyorsunuzdur. Bir de yıllardır eskimeyen, kendilerini eskitmeyen, eskimemesi için ellerinden geleni yapan insanlar var. Ajda Pekkan, Sezen Aksu, Hülya Avşar gibi… Bir şey yapıp kendini aktüel eden insanlar. Bunları yapabilmek için de çok fazla donanmak gerekiyor. Hem fiziksel hem de düşünsel donanma gerekiyor.”  
“BU MESLEK BİR USTANIN YANINDA ÖĞRENİLMESİ GEREKEN BİR MESLEK”
Aktörlük mesleğinde konservatuar eğitimi almanın tek başına yeterli olmadığının altını çizen Severcan, “Bizim mesleğimiz sanat mesleği. Diğer sanatlarda olduğu gibi bir ustanın yanında öğrenilmesi gereken bir iş. İyi bir usta, iyi bir hocadır zaten. İyi bir çırak olmalısınız ki iyi bir ustayı taklit ederek kendinizi yetiştirebilin. Özelliklerinizi ortaya koyarak bir şekle şemale girebilin. Kendi başınıza bir şey yapmaya kalkarsanız bir şeye benzemez. Siz benzedi zannetseniz de benzemez” ifadelerini kullandı.
“TEVAZUNUN İÇERİSİNDE BİR SÜRÜ ZENGİNLİĞİ DE BERABER TAŞIMALISINIZ”
Mesleğinde tevazunun temel prensiplerden bir tanesi olduğunu kaydeden Severcan,  “Tevazunun içerisinde bir sürü zenginliği de beraber taşımanız gerekiyor. Çok okumak gerekiyor. Bunu bir alışkanlık haline getirmek gerekiyor. Günümüzde bu sıkıntılı bir şey haline geldi. Hayal edebilmeniz için çok okumanız gerekiyor. Yoksa hayatınız boyunca başkasının hayalini izlemek zorunda kalırsınız.
“SİZ EKRANDA 10 DAKİKA İZLİYORSUNUZ, AMA BİZ KARAKTERİ ÇOK SAYIDA PARAMETRE İLE OLUŞTURUYORUZ”
Oyunculukta insan enstrümanından ses çıkarmayı öğrendiklerini anlatan Severcan,  “Biz karakterleri taklit etmiyoruz, oynuyoruz. Onu oynarken, dönemsel felsefesini, psikolojisini de ele almamız gerekiyor. Dolayısıyla oyunculuk o kadar karmaşık bir şey ki, size ait olmayan bir şeyle ilgili ‘Eğer siz olsaydınız nasıl olurdu?’ cümlesini kuruyorsunuz.  Siz bunu seyrederken bizim söylediğimiz cümleleri duyuyorsunuz. Oysa biz 10 dakikalık bile olsa onu çalışırken, ‘Nerede doğmuş, büyümüş, halası kim, kardeşleri kim’ gibi detaylarına kadar düşünüyoruz. En son Çocuklar Duymasın dizisinde oynadığımız Tuna karakterine denk gelmişsinizdir. Kılıbık, karısından korkan şeklinde tanımlayabilirsiniz ama biz onun altında çok sayıda cümle kuruyoruz. Nasıl bir ailede büyüdüğü, annesinin babasının kim olduğu, sokakta futbol mu oynadığı, hepsini konuşuyoruz. Sonunda ortaya bir model çıkıyor. Modeli kendimizle birleştirip oynamaya çalışıyoruz. Siz bunların hiç bir tanesini görmeseniz bile aslında keyif alıyorsanız, bilin ki altında bu kadar parametre var” şeklinde konuştu.
JCI üyelerinin sorularını da cevaplandıran Severcan’a Türkdalı tarafından plaket takdim edildi. Severcan da derneğin en genç üyesi Faruk Öztürk’e pin taktı. Program, hatıra fotoğrafı çekiminin ardından sona erdi.
Önceki Sayfa

SAVAŞÇI; KILIÇ TİMİ!

Sonraki Sayfa

ADIMLARIN MATEMATİĞİ

İlkay Göçmen

İlkay Göçmen