MANŞETSÖYLEŞİYORUZTİYATRO

KARAGÖZ’Ü AŞK DERECESİNDE SEVİYORUM

Oyuncu, yazar Ayhan Hülagü, Salıncak adlı Karagöz gösterisiyle seyirci karşısına çıkıyor. Perde kurmanın kendisi için başlarda ürkütücü geldiğini söyleyen sanatçı, genç karagözcülerin sorumluluk almasının kültürel aktarım açısından zorunluluk olduğu düşüncesinde.

Sizi oyuncu, kültür sanat yazarı olarak biliyoruz. Şimdi Karagözcü şapkasıyla seyirci karşısına çıkıyorsunuz. Gölge oyunu ne zaman gündeminize girdi?

Ayhan Hülagü’nün Hayali Küçük Ali’nin Salıncak Sefası oyunundan uyarladığı ve 6 karaktere ses verdiği Salıncak 3 Haziran’da Balatkapı’da.

Aslında gölge oyunları özelinde Karagöz’e merakım oyunculuk ve yazarlıktan önce geliyor. Denizli’de üniversite eğitimime başladığım dönemde tiyatro gönüllüsü arkadaşlarla yarı profesyonel bir tiyatro ekibi kurduk. Adı, sırtını gölge oyunlarına yaslayan Hayal Perdesi Oyuncuları. Geleneksel sanatlara yoğun ilgimizden dolayı uzun dönem ortaoyunu, köy seyirlik oyunlar vb oynadık. Kampüste, sokakta, köyde, cezaevinde… O dönem ortaoyunu, karagözle hayli içli dışlı oldum. İcracısı olmaktan da büyük keyif aldım. İstanbul’a yerleştikten sonra da işin ehli isimlerden eğitim alıp gölge oyununda uzmanlaşmaya çabaladım.

Kimlerden, nasıl eğitimler aldınız?

Şahika TekandStudioOyuncuları’ndaoyunculuk eğitimine devam ettiğim süreçte Milletlerarası Kukla ve Gölge Oyunu Birliği (UNİMA İstanbul), Kültür Bakanlığı ortaklığında özel bir eğitim programı düzenledi: Karagöz yapım ve oynatım atölyesi… Hayali Alpay Ekler’in yönetimdeki atölyede Türkiye’nin en saygın karagözcüleri eğitim verdi. Ekler’in yanı sıra UNESCO tarafından ‘yaşayan insan hazinesi’ kabul edilen Tacettin Diker, Metin Özlen, Orhan Kurt gibi üstadlardan dersler aldık. Derinin işlenmesi, kesilip boyanıp perdede oynatılmasına kadar tüm süreç uygulamalı olarak aktarıldı. Her hayali adayı (karagöz oynatan kişi) önce ustalara performans sergiledi, ardındandiğer katılımcılarla ‘Karagöz Kursta’ adlı oyunu canlı müzik eşliğinde hazırlayıp seyirciye sundu. Atölye sürecinde yapılan tasvirlerden oluşan bir de sergi açıldı. Kültür Bakanlığı’nın temsilcilerinin takip ettiği gösteriden sonra UNİMA tarafından katılımcılara yeterliliklerini belirleyen sertifikalar verildi. Bu eğitim sürecindensonra karagöz sanatıyla profesyonel olarak ilgilenmeye başladım.

Eğitiminiz uzun yıllar evvel tamamladınız. Neden şimdiye kadar perde kurmadınız?

Eğitimin üzerinden 5-6 yıl geçti. O süreçte ve sonrasında metin yazarlığı ve oyunculuk zamanımın büyük çoğunluğunu dolduruyordu. Karagöz oynatımından ziyade yapımı üzerine yoğunlaştım. Dünden bugüne tasvirleri inceledim, perde de görünen farklı karakterlerin tasvirlerini yapmaya çabaladım. Şimdi elimde tatmin edicibir koleksiyon oluşmaya başladı.Oynatıcı olarak ta ruhsal olgunlaşmayı beklediğimi söyleyebilirim.

Sizce o olgunlaşma tamamlandı mı?

Tabii ki bu bitmeyen bir süreç. Perde kurmak için medeni cesaret sağlayacak kadar vakit geçti demek daha sağlıklı olabilir. Ustalar perde kurmama ne der, performansım nasıl karşılanır gibi düşünceler insanı bağlıyor. Şu düşünce içini rahatlatıyor: Perde kurmamızkaragözün aktarımı için önemli. Hatta zorunlu. Eğitimli karagözcüler olarak sorumluluk almalıyız ki aktarım yeni kuşaklara devam etsin.

Bu sezon özel bir kolejde drama eğitimi vermeye başladım. Çocuklarla farklı kanalları kullanarak iletişim kurmayı öğrendim. Derslerimizde yaptığımız gölge oyunu gösterileri ilgi görünce süreç yavaş yavaş oyunu doğurdu.Salıncak’ı çocuklar ete kemiğe büründürdü.

Nasıl bir süreç geçirdiniz?

Drama da ses mühendisliği adını verdiğim cansız nesneler dahil tüm varlıkların konuştuğu egzersizler yaparken ayrıca ‘Karagöz ve Hacivat’ sesleri üzerine yoğunlaştık. Ardından ikilinin mizahını ekleyip doğaçlamalar yaptık. Bu süreç çocuklar için tutku dolu, keyifli geçti. Bir süre sonra çocuklarla karagöz yapım ve oynatım atölyesi gerçekleştirdik. Sonra perde kurup tasvirlere can vermeye başladık. Tüm karakterleri seslendirdim, çocuklar ise şarkılarını söyleyip oyuna sonradandâhil olan tipleri (Arap, Zenne, Yahudi) oynattı. Ortaya nostaljik seyir keyfi yüksek bir gösteri çıktığı inancındayım.

Bu sürecin klasik oyun provasından farkları nelerdir?

Çocuklarla geçirilen vakit bir süre sonra onlar için içerik üretme kaygısı güden isimler için laboratuvara dönüşüyor. Çocuklar neyden hoşlanır, neye güler, neden sıkılır yaşayarak öğreniyorsunuz. Prova süresince önce kendi öğrencilerimden aldığım geri dönüşlerle oyunu uyarladım, ardından farklı yaşlardan çocuklara izletip geri dönüş aldım. İki üç seyircili provadan sonra (yaklaşık iki ayı buldu) oyun şekillendi.

Salıncak oyunun ana iskeletini hangi metin oluşturuyor?

Hayali Küçük Ali’nin ‘Salıncak Sefası’ oyunu ilk referans kaynağımız. Ancak Cevdet Kudret’in Karagöz serisinden, ustaların gösterilerinden alıntılar da var. Karagöz’ün isim değiştirme muhaveresi hoşuma gittiği için onu kullanıyorum mesela. Oyuna göre farklı gazaller kullanıyor, tipler sokup çıkardığım oluyor. Çocuklarla yaptığımız gösterilerde beklediğimin ötesinde olumlu tepkiler aldık. Şimdi yetişkinlere oynatacağız. Bu deneme de yeni bir deneyim, olgunlaşma süreci.

Karagöz tek kişilik bir gösteri. Tek başına perde kurmanın zorlukları nelerdir?

Elbette zor. Tüm oyun bir kişinin sırtında. Hacivat, Karagöz, Zenne, Arap, Yahudi vb tüm karakterleri bir kişi seslendiriyor, daha doğrusu canlandırıyor. Tüm gösteri perdenin arkasındasın. Seyirci yüzünü görmüyor, sadece sesinle iki boyutlu bir dünyaya dâhil oluyor. Oyunda baştan sona bir metni akıtırken gazeller okuyup şarkılar söylüyorsun. Benim için de ürkütücü ama zamanla bununla mücadele etmeyi öğreniyorsun. Karagözü aşk derecesinde seviyorum. Bu aşkı da artık daha fazla gizli yaşamanın anlamı olmadığını düşünüyorum. Ona ses, hayat vermek büyük keyif. Oynatırken mutlu ediyor, izleyen de mutlu olursa ne mutlu.

 

 

Önceki Sayfa

KİTABIN ARASINDA 'SANAT' VAR

Sonraki Sayfa

NİSAN YAĞMURU

Mustafa Kılıç

Mustafa Kılıç

Gazeteci- TV eleştirmeni- Ekran Jürisi- Röportajcı- 3 kitabı var