Ne İzledik ?

Seyyar Sahne, Oğuz Atay’ın ses getiren eserlerinden Tehlikeli Oyunlar’ı sahneye uyarladı. Metnin düzenlemesini Oğuz Arıcı ve Erdem Şenocak üstlendi. Sahne Pulcherie’de sahnelenen İki perdelik oyunda 130 dakika boyunca Erdem Şenocak performans sergiliyor ve bu performans takdire şayandı.

Kolay Gelsin!

Oyudan hemen önce Erdem Şenocak:” Arkadaşlar hoş geldiniz. Oyun iki perde, süresi ise 130 dakika. Kolay gelin,”  dedi. Seyirciler güldü tabi. Oyunu oynayacak olan kendisi ama bize ‘kolay gelsin’ dedi. Oyunu başladı ve Oğuz Atay dünyasının kapısının tokmağına her dokunuşunda ruhumuzdaki çalkantıları ilmek ilmek hisseder olduk. İçimize işleyen sorgulamalar, karanlık yumağına tereddütsüz yolculuklar ve kelimelerle bazı anlamlara gelmeyen kelimelere anlam vermeye çalışmak…

Gündelik hayatın yozlaşmış sahnelerinde kimin kimi oynadığı belli olmayan, olmak isteyip de olamadıkları arasında kalmışların ruhlarındaki manevi sızıntılarla dolu kitlelerden kaçıp gecekondusunda anlaşılmayı bekleyen bir dimağ.

Hikmet’in Gecekondusu

İçinde nefes aldığı hayali üç katlı ahşap bir yapının orta katında yaşamını sürdürmeye çalıştığı, alt ve üst katlarına hayal ürünü komşularından yerleştiren onlarla karanlık dehlizlerde karanlığı arzulayan, cazibesini zamanın yorgunluğuna yitirmiş insanlık hafakanlarının kurumuş ruhlarından uzak; kafasının içinde cevelan eden kelimelerin çığırtkanlıklarını ruhunun ücra köşelerinde hisseden ve bu kelimeleri anlamlandırmaya çalıştığı bir yerdir Hikmet’in gecekondusu.  İnsanlık tarihinden bu yana üzerinden kaç yıl geçse de aynı ömrü, aynı hayatı yaşadığımız zamanın manadan yoksun bir serencamdan arta kalan hayatlara şahitlik ettiğimiz ve geçmişe/tarihe yönelişlerin revaçta olduğu buna karşın bugünün yaşanmasını, bugüne anlam verilmesi gerektiğini haykırıyor Hikmet Benol. Hikmet, bütün bu pejmürde hayata ve içindekilere anlam vermediğinden çekildiği gecekondusunda oluşturduğu ve ürettiği bu hayal ürünü dünyadaki insanlar (başta Albay Hüsamettin Tambay olmak üzere) Hikmet’e anlam veremeyecek. Tarzı, telakkileri, dünya görüşleri oldukça farklılık gösteren bu insanların baş döndüren diyaloglarını, gerçeğin ve hayalin zaman zaman iç içe geçtiği, bir durumdan başka bir duruma ansızın geçildiği ve bu kadar şey olurken biz neresindeyiz hayatın gibi sorularla bizi baş başa bırakıyor Hikmet ve dünyası.
Güncel meseleleri de araya serpiştirerek başarılı bir mizansen oluşturdukları oyunda epeyce güldürürken; durumdan duruma geçişler bizi savunmasız bırakıyordu.

Kelimelerin bazı anlamlara gelmediği durumlara gelince meramını türkülerle haykırmaya başvuruyor Hikmet. Aşık Veysel’in ve Neşet Ertaş’ın da dünyalarına minik yolculuklar yaptığımız bu kısa ve uçsuz bucaksız dizelerden terennümleri mırıldandı. İki tane salıncaklı minimal dekorla adeta sahnede raks eden bir Hikmet izledik. Salıncakların iç içe geçtiği bu dekor zannımca Hikmet’in bilinçaltının en isabetli tarifiydi. Hayat, ayaklarımızın yere basmadığı tıpkı salıncaktaki gibi hangi yöne gideceğimize karar veremediğimiz ama mütemadiyen savrulduğumuz bir şeydi Hikmet’in dünyasında. Bu savurgan hayatta anlaşılmayı bekliyor, bir kitap gibi okunup kütüphanenin raflarında öylece bekleşmek onun için ciddi bir sorundu.

Önceki Sayfa

67. BERLİNALE ÖDÜLLERİ SAHİPLERİNİ BULDU

Sonraki Sayfa

ANNE DİZİSİNDEKİ ÇALINTI SAHNE!

Ferit Öcal

Ferit Öcal

Ropörtajcı, Editör