EDEBİYATESİNTİUncategorized

Barselona’da Kral Halikarnas İle Tuhaf Bir Buluşma

Söylemesi ayıp, yine Barselona’dayım. Film projesi vesaire derken iyice alıştım bu şehre. Yakında matador olup arenaya çıkarsam şaşırmayın. Barselona gibi şehirler ziyaret edildiğinde müze sergi gezmemek de olmaz. Şehir bu konuda oldukça iyi. Neredeyse her gittiğimde mutlaka yeni bir sergi oluyor. Son gittiğimde yine turist olmanın zorunluluğunu yerine getirip kültür mantarlığı amacıyla Google’a sordum. “Barcelona events?” Şehrin bu konuda iyi bilgiler veren birçok internet sitesi var. Seçtim birini, baktım ne var diye. Picasso Barcelona’da, (gelecek yazıda kısmet olursa) Andy Warhol: Mekanik Sanat (Sergiyi gezdim ama Warhol beni aşar)… bir kaç tane daha…  ve en son bu yazının yazılışına sebep olan Sergi Agon: Antik Yunan’da Yarış ve Sanat.

BİR GÜN BARCELONA’DA…

Oldum olası arkeolojiye merakım vardır, e antik Yunansız arkeoloji de düşünülemez. Hemen baktım broşüre. British Museum’dan getirilen tarihi eserler Caixa Forum Barcelona müzesinde sergilenecekmiş. Bir de baktım broşürün alt kısmında serginin önemli parçalarından bahsederken Kral Halikarnas Mozolesinden alınan parçalardan övgüyle söz ediliyor hele ki Amazonlarla olan savaş sahnesinin tasvir edildiği mermer tabletten. Bildiğiniz üzere Bodrumdaki Kral Halikarnas Mozolesi dünyanın yedi harikasından biri, eşi benzeri yok yani. Hal böyle olunca benim milliyetçi duygularım kabardı yine, arkadaşla gittiğim sergiyi sinirli sinirli gezdim, biraz da içim sızlayarak. Biraz da koca tableti vaktiyle aşıran yabancı arkeologlara söverek, ama her şeye rağmen biraz da hak vererek.

Dünyanın en önemli müzelerinin başında British Museum, Louvre ve Metropolitan Museum of Art gelir. Bu müzeler yerel eserlerin yanında dünyanın dört bir yanından toplanan ya da çalınan eserlerle doludur.  Bunların yanında Berlin’deki Aegyptisches Museum/Mısır Müzesi ve Pergamonmuseum gibi müzelerde vardır. Bu tarz müzeler ise tamamıyla yurt dışından getirilen tarihi eserlerden oluşur, adlarından anlaşılacağı gibi.

Almanlar Pergamon demişler ama bu müzedeki eserlerin çoğu İzmir’in mermer beyazı güzelliklerinden Bergama’nın gurbetteki çocuklarıdır. Milet’den de eserler vardır burada.  Nerede hangi eser var nasıl kaçırmışlar, nasıl izin almışlar olayı bir yazıya sığmaz elbet, biz de hiç girmeyelim oraya.

DEĞNEĞİN İKİ UCU ÜZERİNE…

Almanca öğrenirken bu dilin anlam kısmında Türkçe ile çok benzeştiği yanlarını keşfetmiştim. Mesela Almanların Zweischneidiges Schwert’i (İki ucu keskin Kılıç), bizde halk arasında “iki ucu b.klu değnek”, halktan biraz daha terbiyeli zatlarda ise “iki ucu keskin bıçak”  şeklinde söylenir. Bu yurt dışına kaçırılan tarihi eserlerimizi düşünürken de bu söz geldi aklıma.

Halikarnas Balıkçısı Cevat Şakir Kabaağaçlı

Türkiye’nin hiçbir zaman bir Ortadoğu halkı seviyesine düşeceğine inanmadım, Atatürk ilklerini iyi benimsemiş nesiller ve o nesillerden yetişen yeni insanlar memleketi oraya kadar düşürmez. Ama Suriye’de tahrip edilen binlerce yıllık eserleri düşündükçe Bergama’nın Almanya’da oturum izni almasına o kadar da üzülmedim. Sonuçta İzmir metrosunda çıplak heykeli kırmak için Erzurum’dan yola çıkan amcalarımız da var. Vaktiyle kıymetini bilememişiz bu çıplak Yunanlıların ki almış götürmüş birileri. Bize de kalan memleket eserlerini Berlin’de Paris’te Barcelona’da Londra’da görmek. Yine karar veremedim, götürmekle iyi mi etmişler kötü mü etmişler, milli damar olmadan düşünmek lazım. Ama şöyle de bir şey var: Halikarnas Balıkçısı sergiyi benle gezse kesin üzüntüden giderdi. Allah rahmet eylesin.

Önceki Sayfa

Yaltırık: Tarihi Şahsiyetler Metafizik Varlık Sanılırsa Gülerim

Sonraki Sayfa

Askılık

Muhammet Tarhan

Muhammet Tarhan